Alaeddin Halacî kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

0
27

Alaeddin Halacî kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: ( ?-1316) Delhi Türk sultanı. Halac hanedanı­nın Orta ve Kuzey Hindistan’a ege­men olmasını sağlamıştır. Yaşamının ilk yılları ile ilgili fazla bilgi yoktur. Alaeddin Muhammed Şah adıyla da anılır. Halac hanedanının kurucusu Celaleddin Firuz Şahın yeğeni ve damadıdır. 1292’de Firuz Şah kendisine Kara ve Udh bölgeleri melikliğini vermişti. Yerini sağlamlaş­tırmak amacıyla üç yıl sonra Malva’ya girdi ve zengin bir ticaret kenti olan Bhilsa’yı aldı. 1296’da Dekkan bölgesindeki Devagiri kentine saldırdı. Yenilen Hin­du racasını çok ağır koşullarla antlaşmaya zorladı. Dekkan bölgesine giren ilk Müslüman hükümdar olması nedeniyle bu olay, Orta Çağ Hindistan tarihinin en önemli olaylarından sayılmıştır.

Kendisiyle görüşmeye gelen Celaleddin Firuz Şah’ı öldürttükten sonra 1296’da Delhi tahtına otur­du. Bundan sonraki on beş yıl boyunca sürekli savaş­larla sınırlarını genişletti. 1303’te Kuzeybatı Hindu krallıkları Gucarat, Rantambor, Çitor ve Rajasthan’ı denetim altına aldı. Moğollar’ın yayılmasını önlemek amacıyla kuzeybatı sınırı sağlamlaştırıldı. 1305’te Hindistan’ın merkezindeki Malva, Ucceyn, Çanderi ve Mandavar’ı da egemenliği altına alınca, Kuzey Hindistan’ın tümünü ele geçirmiş oldu. İki yıl sonra Devagiri üzerine düzenlediği sefer sonunda Hindis­tan’ın en güneyindeki Cape Camiron’a ulaştı.131 l’de Delhi tarihindeki en zengin sultan durumuna geldi. Kuzeyde Multan, Lahor, Delhi, güneyde Dvasamudra, doğuda Lahnanti ve Sonargaan, batıda Thatta ve Gucarat’a kadar bütün kuzey ve orta Hindistan, Delhi Sultanlığı’nın sınırları içinde bulunuyordu.

Alaeddin Halacî’nin Orta Çağ Türk hükümdar­ları arasında önemli bir yeri vardır. Büyük bir imparatorluk kurmayı başarmış ve birçok yeni dü­zenlemeler yapmıştır. Tüm gücü elinde toplayarak, imparatorluğunu genişletmek için her yola başvur­muştur.

Devlete özel bir önem vererek, din adamlarının devlet işlerine karışmasını yasakladı. Geniş impara­torluğun merkezden uzak bölgelerinde bağımsız dav­ranan melikleri denetim altına alarak güçlü bir merke­zi yönetim ve düzenli bir ordu kurdu. Çok yaygın bir gizli haber alma örgütü oluşturdu. Kişilerin elinde büyük servetlerin birikmesini önlemek için toprakla­rın bir bölümünü ve vakıfları devletleştirdi. Yeni bir vergi sistemi uygulayarak vergilerin her yerde aynı yöntemlerle toplanmasını sağladı. Kendi sarayı başta olmak üzere tüm içkili toplantıları yasakladı, soylular arasındaki evlenmeleri izne bağladı. İhtiyaç maddele­rinin fiyatları denetim altına alınarak, tüccarların yolsuzlukları engellendi. HindularTn, özellikle zen­gin ve toprak sahibi kesimlerine ağır vergiler koydu ve ata binmek, silah taşımak gibi haklarını ellerinden aldı. Ama, geniş halk tabakaları özellikle de Hint Müslümanları, onun yönetiminden hoşnuttular. Uy­guladığı ekonomik önlemler sonucu yaşam koşulları düzelmiş yaşam düzeyi yükselmişti.

Yönetimi, zengin ve ayrıcalıklı kesimlerin hoş­nutsuzluklarına yol açmıştı. Alaeddin, devlet adamla­rını, kendisine bağlayabilmek için, alt tabakalardan ve esirlerden seçiyor; bu da yöneticilerin zengin kesim­lerce aşağılanmasına yol açıyordu. Kölesi Kafur’a, devletin en yüksek görevlerini vermiş, onun isteğiyle, vasiyetnamesinde büyük oğlu Hızır Han yerine, beş-altı yaşındaki küçük oğlu Sehabeddin Ömer’i veliaht seçmişti. Alaeddin’in kurduğu devlet, büyük ölçüde onun kişiliğine bağlı olarak ayakta duruyordu. Ölümünden yalnızca dört yıl sonra Halacî hanedanı son buldu ve Delhi Sultanlığı Tuğlukşahlar’ın eline geçti.

Alaeddin, askeri gücü ve elde ettiği büyük servet sonucu kendisini Büyük İskender’le özdeşleştirmiş, II. İskender sanıyla para bile bastırmıştır. Yeni bir din kurmayı amaçlamış ama, bu isteği gerçekleştireme­miştir. Kültürel ve mimari etkinliklere önem vermiş, kaleler, sarnıçlar, saraylar yaptırmıştır. Onun döne­minde Arap ülkeleri ile Orta Asya’dan birçok bilim adamı ve sanatçı Delhi’ye yerleşmiş, Delhi, Müslü­man Doğu’nun bilim ve kültür merkezi durumuna gelmiştir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 4. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983