AKRABALIK VE SOY – Antropoloji

615
PAYLAŞ

AKRABALIK VE SOY

Akrabalık, soy ve evlilik yoluyla kültürel olarak kabul edilmiş toplumsal ilişkiler sistemidir. İnsanın toplumsal bir varlık olarak yaşamaya başlamasından beri akra­balık ilişkileri evrensel bir önem taşır. İstisnasız bütün insan toplumları, herhangi bir akrabalık sisteminin varlığını, meşruluğunu ve değişen ölçülerde yaptırımcı gü­cünü kabul ederler. Bu evrenselliğin nedenleri, yukarıdaki bölümde anlattığımız gibi bir ölçüde biyolojiktir. Ancak biyolojik gereklilikler akrabalık için bir temel oluşturmakla birlikte, insanların akrabalığı tanımlama, anlamlandırma ve toplum­sal ilişkilerde kullanma tarzları sosyo-kültürel kaygılarla belirlenir. Farklı toplum­larda, aynı biyolojik -ya da evlilik- ilişkilerine sahip insanlar, farklı adlandırılabilir, tanımlandırılabilir ve sınıflandırılabilir.

Akrabalık insan toplulukları için iki temel işlevi yerine getirir. Birincisi, statü ve mülkiyetin bir kuşaktan diğerine aktarılması, yani mirasın düzenlenmesidir. Bu dü­zenlemenin biçimleri toplumdan topluma, kültürden kültüre değişir. Bütün top­lumlarda bireyin ölümünden sonra geriye bıraktığı bir şeyler vardır. Bırakılan şey­lerin (terekenin) paylaşılması ya da belli kişilerce elde edilmesi sırasında ortaya çı­kabilecek kargaşayı önlemek için bütün kültürler, toplumsal ve maddî mirasın ak­tarımına ilişkin kurallar geliştirmişlerdir. Mirasın aktarılmasında temel kural, mira­sın büyük oranda akrabalık sistemi içinde ve akrabalık sistemi tarafından el değiş­tirmesidir. Akrabalığın ikinci temel işlevi, toplumsal grupları oluşturması, insanlar arasında dayanışmanın sağlanması ve grubun sürekliliğinin sağlamasıdır. Bu sü­reklilik akrabalık sistemi içinde ortaya çıkan otorite mercileri yoluyla sağlanır. Bu otorite, soyun izlenme ilkesine göre sistem içindeki en büyük erkeğin ya da en bü­yük kadının elinde olabilir.

Akrabalık Kategorileri

Birbirinden ayrı olan ama karşılıklı ilişkisi bulunan iki akrabalık türü söz konusu­dur: Bunlardan biri kandaşlıktır. Kandaşlık biyolojik temelli bir soy akrabalığıdır; hısımlık ise evlilik yoluyla edinilmiş akrabalıktır. Ancak her toplum kandaşlığı fark­lı biçimde tanımlar. Bazı toplumlarda çocuk yalnızca anasıyla kandaş sayılırken, bazılarında yalnızca baba kandaşlığı kabul edilir.

Ebeveyn, Kardeş ve Yeğenler

Bütün akrabalık sistemlerinde ebeveynlerle çocuklar ve kardeşler arasındaki ilişki olmak üzere iki temel ilişki vardır. Bunlar en yakın biyolojik ilişkiler olmakla bir­likte, biyoloji bu ilişkilerin yalnızca temelini oluşturur; tanımlamalar ise kültüreldir.

Modern Batı toplumlarında, biyolojik baba, toplumsal ve yasal olarak tanınan baba ile annenin kocası arasında bir ayırım yapılmaktadır. Bu üç statü aynı kişide toplanabilir, ancak bu zorunlu değildir. Çiftler boşanıp yeniden evlendiğinde, ka­tegorilere açıklık getirmek üzere üvey baba ve gerçek baba kategorileri kurulur. Başka toplumlarda bu durum daha karmaşık hale gelebilir. Örneğin Nuer’lerde kadınlar, hatta ölüler bile toplumsal baba rolünü üstlenebilir. Kardeş tanımları da aynı ölçüde karmaşık olabilir. Modern Batı toplumlarında kardeşlik genellikle ay­nı anne-babadan olmak gibi bir kandaşlık ilişkisine dayanmakla birlikte, boşanma sonucunda yeni haneye katılan ya da evlat edinmeyle ortaya çıkan kardeşlikler söz konusu olabilir. Çokeşlilik durumunda da farklı bireylerden doğan çocuklar birbirinin kardeşi sayılır. Bizim gibi bazı toplumlar kardeşleri ait oldukları yaş gru­buna göre ayırt ederek isimlendirir: Ağabey, abla gibi… Bazı başka toplumlarda (örneğin Cheyenne Kızılderililerinde) ise erkek kardeş ile bütün erkek yeğenler ya da kız kardeş ile bütün kadın yeğenler (kuzinler) aynı terimle anılarak kardeş sayılır.

Yeğenlik (yani kardeş çocukları kategorisi) ve kuzenlik de (yani amca, hala, teyze, dayı çocukları kategorisi) temel akrabalık sistemi unsurlarıdır. Bazı toplum­larda çapraz kuzenler (karşıt cinsiyetten kardeşlerin çocukları) ile paralel kuzen­ler (aynı cinsiyetten kardeşlerin çocukları) ayırt edilir.

Akraba Adlandırma Sistemleri

Çok sayıda akraba adlandırma düzeni vardır. Buna karşılık antropologlar, bu dü­zenleri bazı örnek sistemler altında birleştirmişler ve altı sistem önermişlerdir.

  1. Hawai Sistemi: En az sayıda terimi kapsayan en yalın akrabalık sistemidir. Aynı kuşakta yer alan ve aynı cinsiyetten olan bütün akrabalar aynı adla anı­lırlar. Bütün kadın kuzenler kız kardeş, bütün erkek kuzenler ise erkek kar­deş olarak anılır. Aynı şekilde anne-babanın kuşağında yer alan bütün akra­balar için, sadece cinsiyetlerine göre ayrışacak şekilde aynı terim kullanılır. Kuzen evlilikleri genellikle yasaktır.
  2. Eskimo Sistemi: Batılılar tarafından Eskimo adı verilen ve Kuzey Kanada ve Grönland’ın Kuzey Kutup sahasına yakın bölgelerinde yaşayan îniut toplu­muyla Kuzey Amerika’da yaşayan bazı Kızılderili kabilelerinde geçerli olan bu akrabalık sisteminde kuzenler, erkek ve kız kardeşlerden ayırt edilerek isimlendirilmekle birlikte, bütün kuzenler aynı akrabalık kategorisi içinde yer alır. Ebeveynlerin kız ve erkek kardeşleri ebeveynlerden ayrı bir katego­riyi teşkil ederler, ancak cinsiyetlerine göre ayrı adlarla anılırlar. Bununla birlikte, örneğin amca ile dayı ya da hala ile teyze arasında bir ayrım söz ko­nusu değildir. Anne, baba, kız ya da erkek kardeş terimleri yalnızca çekir­dek aileye mensup kişiler için geçerlidir. Kişinin mensubiyeti bakımından anne ve baba tarafı arasında bir ayrım yoktur.
  3. Sudan Sistemi: Sudan sistemi, bütün sistemler arasında en fazla ayrım içe­ren sistemdir. Burada bütün kuzenlere farklı bir ad verilmektedir. Bu sis­temde amca, hala, dayı ya da teyze çocuklarının her biri, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı bir adla anılır. Babayanlı soya göre örgütlenmiş ve karmaşık bir iş bölümüne, belirgin bir toplumsal tabakalaşmaya sahip top­lumlarda görülür.
  4. Omaha Sistemi: Adını Omaha Kızılderili kabilesinde görülmesi nedeniyle oradan alan bu sistem babayanlı soyla ilintilendirilmektedir. Bu sistemde ay­nı kuşaktan birkaç akraba için aynı terim kullanılır: örneğin baba ile amca, anne ile teyze aynı adla anılır. Benzer biçimde erkek kardeşlerle paralel er­kek kuzenler, kız kardeşlerle paralel kız kuzenler aynı adla anılır. Ancak anayanlı ilişkiler söz konusu olduğunda, kuşak farkı pek gözetilmeden, an­ne, teyze ve dayının kızı ile dayı ve dayının oğlu aynı adı almaktadır.
  5. Crow Sistemi: Omaha sistemindeki anayanlı örüntüye benzediği söylenebi­lir. Babanın anasoyundaki akrabaları (baba, amca, hala oğlu ile hala ve ha­la kızı) cinsiyetlerine göre aynı adla anılırken ana yanındaki akrabalar ara­sında kuşak farkları gözetilir. Buna uygun olarak, kişinin annesi ve teyzesi aynı adla, kız kardeşi ve paralel kız kuzenleri aynı adla, erkek kardeşiyle pa­ralel erkek kuzenleri aynı adla anılırlar.
  6. Iroquis Sistemi: Kişinin anne-babasının kuşağını ele alış tarzı bakımından Crow ve Omaha sistemlerine benzer. Bu sistemde kişinin babası ile amcası aynı adla, anası ile teyzesi aynı adla anılmaktadır. Ancak çapraz kuzenlerin ele almış biçimi farklıdır. Bu sistemde çapraz erkek kuzenler (amca oğlu ile dayının oğlu) ile çapraz kız kuzenler (halanın kızı ile dayının kızı) ayrı birer kategori altında toplanmıştır. Bu sistem, çapraz kuzen evliliğini teşvik eden toplumsal düzenlemelerde görülür.

Akrabalık Temelli Gruplar ve Soy

Çeşitli boyutlarda toplumsal gruplar olduğu gibi, örgütlenme temeline bağlı olarak da toplumsal gruplar farklılaşır. Bu gruplar içinde en köklü ve belirleyici toplum­sal gruplardan birisi akrabalık temelli gruplardır. Akrabalık temel bir toplumsal iliş­ki formudur ve küçük-ölçekli toplumlarda genellikle grupların oluştuğu en önem­li ya da tek araçtır. Karmaşık toplumlarda akrabalığın bu anlamdaki rolü çok daha sınırlıdır.

Akrabalık grupları, yardımlaşma, saldırma ya da savunma, törensel birlikler oluşturma, siyasal bir grup, lobi grubu ya da idareci bir klik olma türünden işlev­ler ve amaçlar yüklenebilir, bu amaç ve işlevler etrafında örgütlenebilir. Bunların yanısıra akrabalık temelli bir grubu, ekonomik bir birim olarak da görebiliriz. Kü­çük ölçekli toplumlarda akrabalık toplulukları genellikle ortak mülk sahibi birim­lerdir. Bu ortak mülk toprak, hayvan, törensel araç ve gereçler ya da kolektif mül­kiyetin başka bir konusu olabilir. Toplum karmaşıklaştıkça ortak mülkiyet ilişkile­ri de gevşer ve ortak mülkiyet alanı aile birimine kadar daralır, sonra orada da gev­şer ve modern pozitif hukuktaki bireysel mülkiyet biçimine dönüşür. Akrabalık te­melli gruplar büyük ölçüde soy esasına göre örgütlenir.

Soy

Soy kavramı, kişiyi atalarına bağlayan, toplumsal ve kültürel olarak tanınmış bağ­ları ifade eder. Kavram, ortak bir erkek ya da kadın ataya dayalı akraba grubu ola­rak tanımlanabilir. Soyun toplumdan topluma, kültürden kültüre tanımlanmasında değişiklikler görülür. Antropologlar soyun belirlenmesinde birkaç ilke saptamışlar­dır. Bu ilkeler toplumsal yaşamı biçimlendirmede önemli birer rol oynayan etken­lerdir. Soy ilişkileri, birçok toplumda kişinin toplum içinde üstlendiği rolleri, kamu­sal alandaki etkisini ve katılım biçimini belirler. Soyun toplumsal ilişkilerde rolü ve belirleyiciliği bazı kültürlerde çok güçlüdür. Özellikle atalara tapmaya dayanan dinsel yaşamları olan toplumlar, zenginlik ve siyasal iktidarın dağılımında soy iliş­kilerine birincil bir rol tanırlar. Örneğin Afrikalı Nuer’ler arasında en önemli servet biçimi olan sığır miras alma tamamen soy içinde, babadan oğula veya erkek kar­deşten erkek kardeşe aktarılma biçiminde gerçekleşir. Birçok küçük ölçekli top­lumda toprak soy mensuplarının ortak mülkiyeti altındadır. Soy üyeleri, bu neden­le iktisadî temelde de ortaktırlar ve iş birliği yaparlar. Bu iş birliğini düzenleyen ve toplumdan topluma değişebilen çeşitli kültürel düzenlemeler vardır. Bu düzenle­meler içinde sıklıkla rastlanan dayanışma biçimleri göze çarpar. Maddî durumu da­ha iyi olanlar, diğerlerini destekler; yoksul, sakat ya da yaşlılara soy içinde bakılır. Ancak aşırı ölçüde genişlemiş olan ya da üyeleri arasında gerilim ve çatışmanın söz konusu olduğu soylar, bölünme eğilimi taşırlar. Buna bağlı olarak soyların küçük alt birimlere ayrıldığı görülmektedir. Nijerya’daki Tiv toplumu buna örnektir. Alt soylar arasındaki ittifak ve rekabet ilişkileri, bu alt soyların birbirlerine akrabalık ilişkileri bakımından yakınlık dereceleriyle bağlantılıdır. Ortak ata bakımından bir­birine yakın olanlar, diğerlerine karşı ittifaklar oluştururlar. Ancak soyun bölünme­si bazen de ortak soydan olma bilincinin yok olmasına neden olabilir. Böyle du­rumlarda soy, ancak birkaç kuşak veya sadece yaşayan kuşaklar boyunca izlene­bilmektedir. Bir soyun alt soylara mı ayrılacağı yoksa kopuşla büsbütün ayrı soy­ların mı ortaya çıkacağı, soyun içinde yer aldığı ekolojik ve siyasal çevrenin etkisi altındadır. Soyun içindeki nüfus artışı, eğer doğal çevrenin olanakları tarafından karşılanamayacak duruma gelirse, soy dış çevreye doğru yayılma eğilimi içine gi­recektir. Eğer bu yayılmanın sınırı, başka bir toplumsal çevre tarafından engellene­cek bir noktaya ulaşmışsa, bu siyasal engele karşı soy içindeki kesimler arasında ittifak ilişkileri sürecektir. Böyle bir engelin olmadığı barış durumlarında, nüfus ar­tışı nedeniyle soy içinden bölünerek ortaya çıkan alt kesimler özerk bir varoluş iz­lemeyi tercih edecek, savaş tehdidi ise bu özerk grupları yeniden biraraya getire­cektir. Dış tehdidin görece az olduğu veya hiç olmadığı hallerde ise çoğunlukla soy içinde kopuşlar ve özerk başka soyların doğuşu söz konusudur.

Belirlenmiş soy ilkelerine göre belirli biçimlerde izlenen soy çizgileri, kişilerin toplumsal konum, kamusal katılım gibi birçok ilişkisine belirli sınırlar getirir. Tek hatlı soy, en kısıtlayıcı olandır. Burada sadece erkeğin ya da sadece kadının soy çizgisi izlenir. Erkek soy çizgisine babayanlı, kadın soy çizgisine ise anayanlı soy adı verilir. Bazı kültürlerde soy her iki yandan da izlenir: bunlara çift hatlı soy den­mektedir. Bu gibi durumlarda, her iki soy çizgisi farklı amaçlarla izlenir. Bazı top­lumlarda ise her iki soy çizgisi de kabul edilmekte, hangisini seçeceği, kişinin iste­ğine bırakılmaktadır. Başka bazılarında ise kadınlar anayanlı soyu, erkekler ise ba­bayanlı soyu izler; buna da paralel soy çizgisi denmektedir.

Akrabalık ilişkileri küçük ölçekli toplumlarda pek çok işlev görür. Endüstrileşmiş kent toplumlarındaysa akrabalık ilişkileri büyük bir dönüşüme uğramış ve söz konusu işlevle­rin önemli bir bölümü ortadan kalkmıştır. Bunlar neler olabilir? Tartışınız.