Akenaten kimdir? Hayatı hakkında bilgi

0
42

Akenaten kimdir? Hayatı hakkında bilgi: (İÖ 14.yy) Mısır firavunu. Tektanrıcılığın baş­langıcı sayılan dini reformlar yap­mıştır. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. III. Amenotep’in (III. Amenofis) oğludur. IÖ 1379’da taç giydi, İÖ 1362’ye değin hükümdarlık yaptığı sanıl­maktadır. Hükümdarlığının ilk yıllarında aile adını kullanarak IV. Amenotep (IV. Amenofis) olarak anıldı, IV. Amenotep yaklaşık iki yüzyıldan beri hüküm süren 18. hanedan (İÖ 1367-1320) döneminin firavunudur. Bu dönemde Filistin, Fenike ve Sudan’ı da egemenliği altına alan Mısır’ın imparatorluk olması kültürel değişimlere yol açtı. «Mısır tanrılarının etkisi öteki bölgelere de yayıldı. Mısır’ın en önemli tanrıları Amon ve Re birleştirilerek Amon-Re ya da Amon-Re-Harakte olarak anılmaya başlandı.

IV.Amenotep, firavun olduktan sonra Teb Tan­rısı Amon ve Güneş Tanrısı Re- Harakte’ye inancını sürdürdü. Teb kenti yakınında yaptırdığı ilk tapınak­lar geleneksel mimarinin özelliklerini taşıyordu. Dev taş blokların kullanıldığı bu mimari biçim, Re-Harakte’ye gösterdiği saygıyı anlatıyordu. Ama kısa bir süre sonra Amon rahipleriyle anlaşmazlığa düşerek, tapınağın yapımım durdurdu ve yeni Güneş Tanrısı için bir tapınak yaptırmaya başladı. Güneş yuvarlağıyla simgelenen yeni tanrının adı Aton’du. Tarihi bulgulara göre, güneş yuvarlağına tapınma IV.Tutmosis’in hükümdarlığı döneminde de (İO 1425-1417) vardı. Aton, hiçbir zaman insan ya da hayvan biçimine bürünmemişti, ama güneşin ışınları insan ellerinde toplanıyor, güneşin ısı, ışık ve yaşam veren niteliğini simgeliyordu. Aton’a, tapınağın gizli­liği içinde değil, güneşin ısıttığı açık alanda tapınılıyordu. Teb yakınında, Karnak’ta yeni tapınaklar yapıl­dı. Dev taş blokların kullanıldığı gösterişli tapınakla­rın yerini ince yapılar aldı. Sanatta yaratıcılığa verilen önem, çizgilerde karikatüre yaklaşan bir özellik ortaya çıkardı ve sanatta sonsuzluğun durağanlığın­dan canlılığın anlatımına geçildi. Resimlerde kral, karısını öperken ya da yemek yerken gösterilmeye başlandı. Yıllardır yöreyi yöneten aileler Amon Tanrısı’nın etkisi altındaydı. IV.Amenofis, bu geleneği kırmak için, hükümdarlığının altıncı yılında adım değiştirerek Akenaten adını aldı. Aton’a hizmet eden anlamına gelen bu adla yeni din resmiyet kazanmış oluyordu. Başkenti Nil ırmağının doğusunda, Teb kentinin 300 km uzağında bugün Amarna olarak bilinen bölgeye taşıdı ve kurmaya başladığı yeni kente Aketaton (Aton’un etki gücünün bölgesi) adını verdi. Kenti çekici kılmak için çaba harcandı. Aton diniyle birlikte gelişen yeni soylu kesimin villalarının duvar­ları, yeni gelişen sanat doğrultusunda resimleniyordu. Aton dini ve Aton dini tam olarak anlaşılamamıştır. Ama tektanrılılık birçok yerde öteki tanrıların adından sözedilmesi ve bazen de “tüm tanrılar” demekten vazgeçilmesi, bir taş lahitte Nefertiti’nin figürünün koruyucu tanrıların yerini alması, Akenaten ve Nefertiti’nin sadece Aton’ a tapması, tek tanrıcılığa en çok yaklaşan din olarak kabul edilmesine yol açmıştır. Akenaten’in Aton’a yazdığı bir ilahide İncil’in 104. ilahisiyle belirgin benzerlikler olduğu saptanmıştır. Aton dini ahlaki yapıtları olmayan, yalnızca yaşam ve sıcaklık için güneşe saygıyı borç bilen bir dindi.

Akenaten, kendini büyük ölçüde din ve kültürün gelişmesine verdiği için, imparatorluğun yönetimiyle yeterince ilgilenmedi. Ordu ve donanmanın güçsüzleşmesinin de etkisiyle dış ticaret azaldı. Vergi me­murları yolsuzluğa başladı. Suriye ve Filistin’deki yüksek düzeyli memurlar ve ordu komutanları dene­timsiz bırakıldı. Vasal prenslerin Mısır’la ticaret yapma istekleri göz önüne alınmadı. Durumdan hoş­nut olmayan din adamları ve memurlar orduyla birleşerek yeni dine güveni sarsmak için kampanyaya giriştiler. Amarna Tabletleri, bazı toprakların Mısır’ın elinden çıktığı ve imparatorluğun dağılmaya başladı­ğından söz eder.

Ölümünden sonra yerine birinci üvey oğlu Semekare, daha sonra da ikinci oğlu Tutankaton geçti. Tutankaton, adının sonundan Aton’u kaldırarak Tutankamen olarak değiştirmeye zorlandı. Böylece Aton Tanrısı terkedilerek Amon yeniden öne çıkarılı­yordu. Başkent de eskiden olduğu gibi Teb kentine taşındı. Ölümünden sonra Akenaten’in anısı unuttu­ruldu ve adı anıtlardan “kazındı.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 3. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983