AİLE

367

 

AİLE

 

Aile, en az evli iki
yetişkin İnsandan ve ço­cuklardan meydana gelen kurumlaşmış bir
bi-yolojik-toplumsal gruptur. En asgari işlevleri, cinsel ilişkileri de içine
alan duygusal ihtiyaçla­rın tatmini ve kontrolünün sağlanması ile Üre­me; aile
ve çocuklar için sosyo-kültürel bir or­tamın hazırlanmasıdır. Bu şekilde
teşekkül eden ve bu tür işlevleri yerine getiren grup çe-Şİtli toplum
katlarında değişiklik gösterir; bu nedenle de bir aile tanımı çeşitli tipte
tanımla­rı içermelidir. Çekirdek aile içindeki her bi­rey, hayatı boyunca iki
farklı aileye mensubi­yet içinde bulunur: Birincisi doğuştan ait oldu­ğu aile,
ikincisi evlilik yoluyla girdiği aile. Sos­yal bilimciler aileye özel bir ilgi
duymuşlardır. Çünkü aile, evrensel insan biyolojisinde bulu­nan Özellikleri
kültürel kaynaklı diğer özellik­lerle çekip çıkartılacak biçimde birleştiren
bir kurumdur. Bu nedenle ailenin tam bir tanımı­na ulaşmak için onun hem
biyolojik, hem de kültürel yönlerini birlikte ele almak gerekmek­tedir.

Tıpkı akrabalık ve
evlilik gibi aile de anlamı günlük dilde, ona işaret edecek kültürel ve ta­rihî
olarak belirli sosyal uygulamalarla akraba olan bir terimdir. Kimi sosyal
bilimciler “a-ilc”yi evrensel bir sosyal kurum olarak görür­lerken;
diğerleri onu belirli kültürlerin ve dev­rilerin sosyal hayatının ayırıcı bir
özelliği ola­rak görme eğilimindedir. Fakal bu görüşler Çoğunlukla farklı
siyasal bağlantıların ürünü­dür. Bu görüşlerin her biri ailenin ne olduğu­na
ilişkin bir varsayıma dayanır. Aile konusun­da sosyolojik, tarihsel ve Marksist
çalışmalar kavramsal ve tanımsal açıklık bakımından birbirinden uzak ve
belirgin değildir.

Fonksiyonalist düşünce
ailenin tanımını, onun bir parçası olduğu sosyal yapıyı koruyup sürdürmesi
İşlevine dayanarak yapar ve biyolo­jik ve demografik özellikler üzerinde durur.
Bu tanım, baba-anne ve çocuklardan oluşan bir grup şeklinde tanımlanan
“çekirdek aile”yc evrensel bir nitelik kazandırmaya matuftur.

Aile teriminin belirli
tipten varlıklara (de­neysel bir tipin adı olarak) işaret edecek şekil­de
kullanılması terimin analitik kullanımıyla ters düşer. Bu tarzda kullanılan
ailelerimi, ev­rensel olarak mevcut olan bir varlığın değil, tersine evrensel
uygulaması olan bir kavramın adıdır. Tüm İnsanlar erkek ve kadın olmak üzere
iki kategoriye ayrılmış olduğuna göre, bireylerin varlığı evlenme, üremeve
akraba ol­ma gibi biyolojik ilişkilerin varlığını öngörür. Biyolojik İlişki
halinde olan insan gruplarını tanımlamak ve bu İlişkilerin sosyal anlamına dair
araştırmada bulunmak her zaman müm­kündür. Bir birey iki küme içinde de yer
alabi­lir: babasının kümesi içinde bir çocuk, kendi kümesi içinde İse bir
babadır, insanlar zorun­lu olarak bu türden çalışan kümelerden mey­dana
gelecektir. Bu tür kümeler “temel” ya da “dolaysız” kümeler
diye ifade edilirler. Bunlar dolaysız akrabalık sisteminin ya da akrabalık­ların
ana unsurlarını içerirler.

Aile terimi yalnızca
küme üyeliğinin değil, grup üyeliğinin de etkisini taşır. Bu durumda verili bir
nüfus içindeki küme üyelerinin, üyeli­ğinin küme üyeliğiyle aynı olduğu sosyal
grup­ları teşkil edip etmeyeceğini de araştırmak ge­rekmektedir. Bu noktada
ebeveyn ile yetişkin olmayan (bağımlı) çocuktan meydana gelen grupları, ebeveyn
ile yetişkin (bağımsız) ço­cuktan meydana gelenlerden ayırmak âdet ol­muştur.
Kompozisyonu temel ya da dolaysız olan gruplar kategorisi İçinde iki
alt-kategori tesbİt edilebilir: Yalnızca yetişkin çocuğa sa­hip gruplarla,
yetişkin olmayan çocuğa sahip gruplar. İkincisine “çekirdek aile”
tipi adı veri­lir. Bu terim, bu kompozisyona sahip grupla­rın mümkün olan en
küçük akraba gruplarım oluşturdukları şeklindeki şüpheli inançtan
kaynaklanmaktadır. Çckirdekve çekirdek sonrası aileler, kendi gelişme
seyirlerinin farklı aşamalarında temel ya da dolaysız aileleri İfa­de ederler.

Öyle görünüyor ki,
verili bir nüfus içindeki akraba grubu oluşumuna dair böyle bir ana­liz, evlenme
ve üreme ile grup oluşumu arasın­da ilişkiye duyulan bir ilgi
tarafındanyönlendi-rilı’r.Görülüyorki, ailelerin incelenmesi evren­sel olarak
kabul edilebilir olan bir dizi soruyu İçerir; zira evlenme ve üreme evrensel
etkin­liklerdir. Ama bu faaliyetlerin doğduğu temel akrabalık kümelerinin her
toplumdaki akra-ba-grubu oluşumunun başlıca ilkesini teşkil et­tiği görüşü bunu
izler. Bu nedenledir ki, aile­nin, bir sosyal organizasyon ilkesi olarak
“akra­balık” üzerinde egemen olduğu bir toplum sı­nıfı ayırd etmek
mümkündür. Aile hem evren­sel bir sorular kümesine, hem de sosyal organi­zasyonun
özel şekillerine işaretle bulunur.

“Çekirdek
aile” yahut “temel aile” terimleri, gerçek halk gruplarını
sınıflandırmamıza im­kân verir. Her iki terimin bu kullanımları onla­rın aile
sistemi tiplerini sınıflandırma işlevle­rinden tamamen ayrı olarak ele
alınmalıdır. “Aile sistemi” terimi, verili bir nüfus tarafın­dan
uygulanan grup oluşumu ilkelerine atıfta bulunur. Elcmenter kümelerin zorunlu
olarak çakışması ve tipik bireyin bu iki kümeye bir­den ait olması nedeniyle
küme üyeliğini salt bir grup oluşumu ilkesi olarak kullanmak im­kânsızdır. Bu
nedenle öncelik ya hısımlılık bağlarına ya da evlilik bağlarına verilmelidir.
Önceliğin evliliğe verildiği durumda sonuç, çe­kirdek aile kümelerinin
oluşumuna tekabül eden salt kısım gruplarının oluşumudur; grup, eşler ve
bağımlı çocuklardan meydana gelir. Böyle bir aile sistemi “çekirdek
aile” adını alır.

“Çekirdek”
aile sistemleri sosyolojik litera­türde “geniş” aile sistemlerine zıt
olarak ele alınmıştır. Geniş aile içinde çekirdek aileler bulunabilir. Aileler
aynı zamanda kendi he­saplarına ya da başkalarının hesabına ekono­mik üretime
angaje olmuş mülkiyet sahipleri olabilirler.

Aile ve sanayi toplumu
konusundaki tartış­malar sosyologlara aile sistemlerini içinde yer aldıkları
toplumun yapısı çerçevesine yerlcşlirmeyi öğretmiştir.

Ailenin tarihi
üzerinde çalışan sosyologlar, modern aite ve nüfus davranışının (evliliğe
başlama yaşı, aile limilasyonları ve nüfusun hareketliliği gibi) sanayileşmenin
getirdiği ye­nilikler olduğunu ve sanayi-öncesi toplumlar­daki baskın aile
biçiminin geniş aile olduğunu ve bu aile tipinde üç neslin bir arada yaşamış
olduğunu ortaya koymuşlardır. Sanayileşme­nin, üç ncsili bir arada yaşatan aile
yapısını yık­tığı ve modern sanayi sisteminin taleplerine daha uygun olan
tecrit edilmiş çekirdek aile­nin doğmasına neden olduğu öne sürülmüş­tür.
Fransız Anna/es okulundan bir grup araş­tırmacı çekirdek aile yapısının
sanayileşme­den önceki Batı Avrupa’da mevcut bulundu­ğunu ikna edici bir
şekilde göstermişlerdir. Bu noktada Household vcfamily (lıcr ikisi de Türkçeyc
“aile” diye çevrilmektedir, Takat bi­rincisine “aile
çevresi” denmesi daha uygun­dur) kelimeleri arasında önemli bir ayrıma gi­dil
mistir.Household, çekirdek ailenin fertleri­nin dışında bazı hısım akraba
olmayan kişileri de kapsamaktadır.

Tarihçiler,
sanayileşmenin yeni tipte bir aile yapısı yaradığı görüşünü reddederken, onun
ailenin işlevleri, değerleri ve gelişme süreçleri­nin değişmesi üzerinde önemli
bir etki yaptığı noktasında anlaşırlar. Onlara göre en önemli değişim, ailenin
işlevlerinin diğer toplumsal örgütlere aktarılması ve “aile
çcvrcsi”nin bir imalathaneden (üretim yerinden) tüketim ve çocuk yet işi
irmeyerine dönüştürülmesi olmuş­tur. Ev giderek, dış dünyadan kaçılan bir yer
olarak görülmeye başlanmış, evin en önemli Özellikleri ev işleri samimiyet ve
özel hayat ol­muştur.

(SBA)

Bk. Akrabalık;
Evlilik; Gnıp; Sanayileşme. [1]

 



[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları:
1/13-15.

Önceki İçerikADALET
Sonraki İçerikAİLE SOSYOLOJİSİ