Ahmed Sinan Bihişti Kimdir, Hayatı, Eserleri

27

Ahmed Sinan Çelebi Bihiştî, (ö. 917/1511-12 [?]) Divan edebiyatında ilk hamse sahibi olduğu ileri sürülen şair ve tarihçi.

Kaynaklarda doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bilgi yoktur. V. L. MĞnage yaklaşık 871’de (1466-67) doğduğu­nu kaydetmektedir. Âşıkpaşazâde, İstan­bul’un ilk subaşılanndan Kanşdıran Sü­leyman Bey’in oğlu olduğunu söylerken Bursalı Mehmed Tâhir babasının tarih­çi Tursun Bey’in kayınbiraderi olduğunu ifade eder. Kaynakların çoğu asıl adının Sinan olduğunu bildirmekteyse de II. Bayezid devrine ait bir in’âmât defterine, ayrıca Sehî Bey ve Riyâzrye göre asıl adı Ahmed’dir. İsmiy­le ilgili bu karışıklık Babinger’de de de­vam ederek onun Bihiştî Sinan Çelebi’yi ayrı bir şahıs gibi ele almasına ve Ahmed Sinan Bihiştî’nin babası olduğunu söylemesine sebep olmuştur. Bazı kay­naklar babasının Çorlu yakınlarındaki Karışdıran köyünden olduğunu ileri sür­mektedir; ancak bu husus isim benzer­liğinden veya Bihiştrnin, tarihinde ba­basından bahsederken onun Vize beyliği yaptığını belirtmesinden kaynaklanmak­tadır. Aslında “Kanşdıran” bir lakap ve­ya aile ismi olmalıdır. Bihiştî küçük yaşta babasını kaybetti, daha sonra saraya intisap ederek ora­da yetişti. II. Bayezid devrinde meşhur oldu ve uzun zaman padişahın hizme­tinde bulundu. Bir ara padişahın gözün­den düşünce hayatından endişe ederek İran’a kaçtı. Sehî’nin bildirdiğine göre Hüseyin Baykara’nın yanına sığındı ve orada Ali Şîr Nevâî ve Molla Câmî ile ta­nışıp görüştü. Bir müddet sonra Hüse­yin Baykara’nın Bihiştrnin affedilmesi için bir elçi ve beraberinde çeşitli hedi­yeler göndermesi, bazı şair ve âlimlerin de mektuplar yollayarak II. Bayezid nezdinde yaptıkları teşebbüsler sonuç ver­di ve kendisinin II. Bayezid’e takdim et­tiği “kerem” redifli kasidenin de tesiriy­le padişah tarafından affedildi.

Bihiştî bundan sonra eski mevkiini el­de etti ve padişahın yanında bulunarak onun çeşitli iltifatlarına mazhar oldu. Nitekim adı geçen in’âmât defterinde Bihiştî’ye 909 yılında (1503) padişah ta­rafından in’amda bulunulduğu bildiril­mektedir. Bihiştî bir ara sancak beyiliği yaptı. Ancak hayatının bu devresiyle il­gili herhangi bir bilgi bulunmamakta­dır. Bihiştrnin, tarihi kesin olarak bilin­memekle beraber XVI. yüzyılın başlarında vefat ettiğinde kaynakların hemen hep­si birleşmektedir. Menage onun tarihini

II. Bayezid devrinin sonlarında tamam­ladığını belirterek muhtemelen 917’de (1511-12) vefat ettiğini ileri sürmekte­dir. İstanbul Kütüpha­neleri Türkçe Hamseler Katalogu’nda vefat tarihi olarak gösterilen 977 (1569) yılı ise doğru değildir.

Bihiştî bazı gazellerinde Çağatay ve Azerî lehçelerine has birtakım özel söy­leyişlere de yer vermiş, Hüseyin Baykara ve Ali Şîr Nevâî ile temaslarda buluna­rak şiirde onlardan faydalanmıştır. Herat ve civarındaki ilmî ve edebî çevre­lerden istifade etmiş, bu durum İstan­bul’a döndükten sonra kaleme aldığı eserlerine de aksetmiştir.