Ahmed Pa­şa Külliyesi Nerededir, Tarihi, Mimari, Özellikleri

Ahmed Pa­şa Külliyesi. XVI. yüzyılda İstanbul’da Topkapı’da inşa edilen cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme ve türbeden meydana gelen külliye.

Kanunî Sultan Süleyman devrinde sadrazamlığa kadar yükselen Kara Ah­med Paşa tarafından yaptırılmasına başlanmış, ancak Hürrem Sultan ile kızı Mihrimah Sultan ve Rüstem Paşa’ nın entrikaları sonunda Ahmed Paşa’nın 13 Zilkade 962’de idam edilmesi üzerine inşaatı bir süre dur­muştur. Topkapı’nın iç tarafında medrese, sıbyan mektebi, çeşme ve türbe­den ibaret bir külliyenin merkezi olan Ahmed Paşa Camii Mimar Sinan tara­fından yapılmıştır. Mevcut vakfiyesi 2 Ramazan 962  tarihidir. Hadîkatü’l-cevâmi’de ise Rüstem Paşa’ nın emri üzerine Ahmed Pa­şa’nın kethüdası Hüsrev Bey’in nezare­tinde inşaatın devamına 22 Şaban 972′ de tekrar başlanıp yedi yılda bitirildiği kaydedilmektedir. Rüstem Paşa 1561’de öldüğüne göre. Hadikatü’l-cevami’ deki bu rivayet doğru ise, inşaatın yeniden başlama tarihinin 1565 olmaması gerekir. Vakfiyeden öğ­renildiğine göre. devletin çeşitli yerle­rindeki evkaf gelirleri, İstanbul’un “Mü­nasip bir mahallesinde” yapılacak cami, sıbyan mektebi, on altı oda ve bir ders­haneli medrese, on altı odalı zaviye, çe­şitli müştemilâtı ile bir aşhane-imarete tahsis olunmuştu. Bugün Ahmed Paşa Külliyesi sadece cami, medrese, türbe ve sıbyan mektebinden ibaret olduğuna göre, vakfiyede bahsi geçen zaviye ile aşhane-imaretin ya hiç yapılamadığına veya külliyenin çevresinde yapılmış iken zamanla yıkılıp ortadan kalktığına ihti­mal vermek gerekir. Cami 1696’da bir tamir görmüştür. 1894 zelzelesinde kub­besi zarar görmüş ise de derhal tamir edilmiştir. Cümle kapısı üstündeki Tevfık imzalı celî hatla yazılmış âyetin al­tındaki 1314 tarihi bu tami­re işaret eder. Son yıllarda, uzun süre­dir bakımsız halde olan caminin avlusunda ve çevresinde biraz temizlik ya­pılarak avlu duvarı yenilenmiştir.

Ahmed Paşa Camii, şehrin kara tara­fındaki başlıca girişlerinden birinin he­men içinde ve bir tarafı meyilli yüksek bir arazide inşa edilmiştir. Sıbyan mek­tebi ile türbe, dış avlu duvarının uzağın­da ve cadde kenarındadır. Caminin iç avlusu aynı zamanda burayı üç taraftan saran medresenin de avlusudur. Böyle­ce burada, Kadırga’daki Sokullu Mehmed Paşa Camii ile Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’nde de rastlanan cami-medrese birleşiminin bir örneği ile daha karşılaşılmaktadır. Beş büyük kub­benin örttüğü son cemaat yerini takip eden esas cami mekânı dikdörtgen bi­çiminde olup sütunlara oturan bir altı­gen orta kısmı meydana getirir. Bunun üstünde yer alan kubbe baskısı dört yarım kubbe ile karşılanmıştır. Avluya göre caminin daha dar oluşuna bakı­larak, E. Egli tarafından inanılması ol­dukça zor asılsız bir faraziye ortaya atıl­mıştır. Buna göre Sinan, esas projesin­de, burada Beşiktaş’ taki Sinan Paşa Camii’ne benzer bir eser yapmayı tasarla­mışken, Ahmed Paşa’nın ölümü üzerine yanlardaki kanatları yapmaktan ve son cemaat yerini cami iç mekânına kat­maktan vazgeçmiştir.

Caminin mermerden olan sütun baş­lıkları ile mahfil korkuluklarında ve mihrap ile minberinde güzel ve itinalı bir işçilik görülür. Bilhassa minber dantelâ gibi oyma tekniğinde işlenmiştir. Son cemaat yerinde dolap nişleri ile içeride âyetli pencere alınlıklarını da de­ğerli İznik çinileri süsler. Vaaz kürsü­sü ile cümle kapısı ve pencerelerin ah­şap kanatlan. XVI. yüzyıl geçmeli ah­şap işçiliğinin güzel örnekleridir. Mah­fillerin altlarındaki ahşap tavanlar, ben­zeri bugüne kadar pek az sayıda gele­bilmiş renkli ve altın yaldızlı nakışlarla bezenmiştir.

Ahmed Paşa’nın altı köşeli bir plana göre, yine Mimar Sinan tarafından yapı­lan kubbeli türbesi temiz bir taş işçiliği ile meydana getirilmiş, güzel, nisbetli bir eserdir. Evvelce bir saçakla korun­muş, olan kapısı üstünde Kelime-i tevhid ve 966 tarihi vardır ki bu, türbenin Ahmed Paşa’nın ölümün­den üç-dört yıl sonra mezar üzerine ya­pıldığını gösterir. İçinde yalnız Ahmed Paşa’nın sandukası bulunmaktadır. Da­ha önce etrafını çeviren hazîredeki bü­tün taşlar sökülüp kaldırılmış, yalnız bir iki taş ile Ahmed Paşa’nın zevcesi ve Yavuz Sultan Selim’in kızı Fatma Sultan’ ın mezarı kalmıştır.

Külliyenin diğer parçası olan sıbyan mektebi, türbenin az ötesinde kare plan­lı iki mekândan ibaret, üstü ahşap çatı ile örtülü kesme taş ve tuğladan yapıl­mış bir binadır. Külliyenin Arpa Emini sokağı tarafında bir hazîre daha vardır. Bu sokak üzerinde bulunan Ahmed Pa­şa Çeşmesinin ise dış yüzü tamamen tahrip edildiğinden sadece tuğladan ya­pılmış su haznesi kalmıştır. Ahmed Pa­şa’nın zevcesi Fatma Sultan’ın da bu külliyenin Yenibahçe tarafı yakınında. Ahmed Paşa Külliyesi vakfına bağlı, son yıllarda tamamen yenilenen küçük bir mescidi vardır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi