Ahkaf Suresi Konuları, Kaçıncı Sure, Kaç Ayet, Nüzulü

0
86

Ahkâf Suresi. Kur’ân-ı Kerîm’in kırk altıncı sûresi.

Ahkâf, lugatta “uzun, meyilli ve yük­sekçe kum yığını” mânasına gelen hıktın çoğulu olup, “eğri büğrü kum tepele­ri” demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de Âd kavmi’nin. Hz. Hud tarafından imana davet edildikleri sırada yaşadıkları yerin adı olarak geçer. Kaynaklarda bu yerle ilgi­li farklı bilgiler verilmektedir. Buranın Yemen’in Sihr mıntıkasında denize ba­kan yüksek kumluk bölge, Arabistan’ın güneyinde Uman ile Mehre arasında bir vadi veya Uman ile Hadramut arasında kalan geniş kum çölü olduğu ileri sü­rülmüştür. Araplar, umumiyetle yarı­madanın güneyindeki kendilerince faz­la bilinmeyen kum çölüne bu adı verir­lerdi.

Ahkâf suresi, adını yirmi birinci âyet­te geçen ahkâf kelimesinden almıştır; “hâ-mîm” ile başlayan ve Mushafta ardarda dizilmiş bulunan yedi sûrenin sonuncusudur. Mekke devrinde Câsiye sû­resinden sonra nazil olmuştur. On, on beş ve otuz beşinci âyetlerinin Medenî olduğu da rivayet edilmiştir. Otuz beş âyettir; sûre evvelindeki “hâ-mîm”i tek başına bir âyet saymayanlara göre ise otuz dört âyettir. Fasılaları nûn ( û ) ve mîm (ı») harfleridir.

Konusu bakımından kendisinden ön­ceki Câsiye sûresinin devamı mahiyetin­de olan Ahkâf süresindeki âyetleri muh­teva yönünden beş grupta mütalaa et­mek mümkündür. 1-6. âyetlerde, Kur-ân-ı Kerîm’in Allah tarafından indiril­miş bir kitap olduğuna işaret edildik­ten sonra Allah’ın göğü, yeri ve diğer varlıkları belli bir süre içinde ve bir ga­yeye bağlı olarak yarattığı, bu gerçek apaçık ortadayken Allah’tan başka tan­rılar edinmenin manasızlığı, haklarında akla veya nakle dayalı hiçbir delil bu­lunmayan, sürekli yakanlsa da kıyame­te kadar hiçbir karşılık veremeyecek olan putlara tapmanın saçmalığı çarpı­cı bir şekilde ortaya konur; bunun ne kötü bir sapıklık olduğuna dikkat çe­kilir. 7-14. âyetlerde, vahyin gerçekliği ve buna bağlı olarak Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğu, Kur’an’ın şüp­he götürmez üstünlüğü, iman davası­nın haklılığı, müşriklerin bile bile gerçe­ği kabule yanaşmadıktan anlatılır. 15-20. âyetlerde, imanın iyilik ve ahlâkla, inkârın da kötülük ve ahlâksızlıkla olan ilişkisi konu edilir. Gerçek müminin aile ve sosyal çevresiyle olan iyi münasebet­leri üzerinde durulur. Allah’a ve âhiret gününe İnanan insanın Allah’ın emrine uyarak Onun rızasını iyi davranışlarda araması ve iyiliğin her şeyden önce en yakınlara, özellikle ana ve babaya yapıl­ması gerektiğine işaret edilir. Kendisini büyütmek ve yetiştirmek için birçok sı­kıntılara katlanan ana babasına karşı saygılı davranmayan, onların öğütlerini dinlemeyenlerin âhirette azap görecek­leri ihtar edilir. 21-29. âyetlerde, Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’e ve mü­minlere karşı takındıkları olumsuz ta­vırdan vazgeçip öğüt almaları için ken­dilerine Âd kavminin uğradığı akıbet ha­tırlatılır. Hz. Hüd’un Âd kavmini, putla­rı bırakıp yalnız Allah’a kulluk etmeleri, aksi halde büyük bir felâkete uğraya­cakla nnı haber vererek uyardığı, buna rağmen onların küfür ve inkârda ısrar ettikleri, Allah’ın da onları, inkâr ve taş­kınlıklarının cezası olarak, her şeyi yıkıp yok eden korkunç bir kum fırtınası ile helak ettiği anlatılır ve aynı akıbete uğrayan diğer toplumların halinden ibret alınması öğütlenir. Son âyetlerde ise cinlerin de insanlar gibi Hz. Peygam­berin tebliğine uymakla mükellef ol­dukları ve bu konuda uyarıldıktan belir­tilerek Allah’ın davetine uymayanlann apaçık bir sapıklık içinde bulundukla­rına ve âhirette cezalandırılacaklarına işaret edilir.

Ahkâf sûresinde, Hz. Peygamber’e kavminden gördüğü eza ve cefaya, di­ğer büyük peygamberler (ülü’l-azm”) gibi katlanması tavsiye edilir. Sûre, küf­rün sonunun yakın olduğunu, inananla­rın mutlaka başarıya ulaşacaklarını ha­ber veren âyetlerle sona erer. Bundan sonraki Muhammed sûresinde cihad ve savaşa izin veren âyetlerin bulunması, Mekkeli müşriklerin uğrayacağı hezi­metin eski ümmetlerin helakinde gö­rüldüğü gibi tabii âfetler sebebiyle de­ğil, ileride güçlenecek olan müslümanların eliyle gerçekleşeceğine işaret sayı­lır. Bu nokta aynı zamanda bu iki sûre arasındaki münasebeti de gösterir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi