Adolphe Appia kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

26

Adolphe Appia kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1862-1928) İsviçreli sahne tasarımcı ve sahne kuramcısı. Tiyatro sahneleme ve ışık­landırmasında 19. yy gerçekçiliğine karşı Sembolizm’i savunmuştur. 1 Eylül 1862’de Cenevre’de doğdu. Önce müzik eğitimi gördü; 1888’de Dresden ve Viyana’da tiyatro öğrenimine başladı. 1891’den başlayarak tiyatro sah­nelemesine ilişkin yaygın görüşleri sarsan kuramlarıy­la ilgi çekti. Almanya, Fransa, italya ve isviçre’de birçok tiyatro sahnesinin tasarımını yaptı. Tiyatro ve dans üzerine isviçreli eğitmen Emile Taques-Dalcroze ile birlikte çalıştı. 1911’de Dresden yakınlarında Hellerau-Râhnitz’de yapılan bir tiyatro binasını Dalcroze ile birlikte tasarladı. Milano’daki La Scala opera binası ve Bas el opera binası sahnelerinin tasarı­mı da Appia’ya aittir. 29 Şubat 1928’de Nyon’da öldü.

Appia’nın tasarladığı sahnelerin sayısı on ikiyi bulmaz. Asıl etkisi, sahne ve ışık kuramını geliştirdiği kitaplarıyla olmuştur. Appia, ilk kuramsal önerilerini, 1895’te La Mise en scene du drame Wagnerien (“Wagner Tiyatrosunun Sahnelenmesi”) adlı on sekiz Wagner operası için hazırladığı sahne ve ışık tasarım­larından oluşan koleksiyonuyla ileri sürdü. Görüşle­rini, Dıe Musik und die İnszenierung (“Müzik ve Sahneleme”) ve L’Oeuvre d’art vivant (“Yaşayan Sanat Yapıtı”) adlı kitaplarıyla sistemleştirdi. Kura­mında, sahneleme ve ışıklandırmada 19. yy gerçekçili­ğinden kopma gerekliliğini vurguladı. Sahnede ger­çeklik yanılsamasını oluşturan ve resimli arka perde­nin ağırlıkta olduğu düz sahne yerine değişik düzey ve boyutlardaki platformlardan oluşan üç boyutlu sahne kavramını geliştirdi. Sahnede üç boyutluluğun, yatay zemin ile dikey dekor arasındaki ilişkiyi vurgu­layarak ve oyuncuyu sahne düzeninin hareketli bir öğesi durumuna getirerek gerçekleştirilebileceğini ile­ri sürdü. 1911’de Dalcroze ile birlikte tasarladığı Hellerau-Râhnitz tiyatro binası, değişik renklerde parıldayan şeffaf duvarlarıyla, sahnedeki değişik dü­zeylerdeki platformlarıyla ve sahne ile seyirci mekânı arasındaki ayırımı kaldıran düzeniyle Appia’nın ger­çekçilikten kopan Sembolist (simgeci) anlayışının güzel bir örneğidir.

Appia, sahnede gerçeklik görüntüsünden çok atmosferi önemseyen bir tiyatro için ışıklandırmada da 19. yy’ın düz ışıklandırmasından uzaklaşmayı savundu. Sahnede beyaz ve siyah kütlelerden oluşan dekor üzerindeki ışık oyunlarıyla oluşturulan efektle­re ve aksiyonu vurgulayan spot ışıklara dayanan bir ışıklandırma anlayışını benimsedi. Sahnede kütle ve hareketin vurgulanabilmesi için, tiyatronun temel bir öğesi olarak, ışık kadar gölgenin de gerekliliğini savundu. Işıklandırma, Appia ile birlikte oyuncu ve dekor arasındaki ilişkiyi vurgulayan, seyircinin duy­gusal tepkisinin oluşturulmasında önemli bir rol oynayan ve yalnız aydınlatıcı değil yorumlayıcı olan özellikler kazanarak tiyatroda müziğe eş bir konuma geldi.

Appia, modern tiyatronun bugün benimsenen ilkelerinin ilk sistemli savunuculuğunu yaparak, Av­rupa’da olduğu kadar ABD’de de yeni bir çığır açmıştır. Tiyatroda aydınlatmadan yorumcu ışıklan­dırmaya, doğalcı sahneden üç boyutlu sahneye geçişi Appia ve daha sonra onun görüşlerini geliştiren Gordon Craig gerçekleştirmiştir.

YAPITLAR (başlıca):

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 7. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983