Adile Sultan Sarayı Nerededir, Tarihi, Özellikleri, Mimarisi

Âdile Sultan Sarayı. İstanbul Kandillî’de, sultan sarayı.

Boğaziçi’nin Anadolu yakasında, Kandilli’nin Boğaz’a en hâkim yerlerinden biri olan bu noktada evvelce Tophane müşiri Halil Mehmed Rifat Paşa’nın (ö 1856) bir köşkü bulunuyordu. Sultan Ab­dülmecid, kız kardeşi Âdile Sultan (1826-1899) için 31 Mart 1856’da bu köşkü satın aldı. Sultan Abdülaziz, 1861-1870 yılları arasında köşkü yıktırarak yerine çok büyük ölçüde kagir bir saray yap­tırdı. Mimarının Sarkis Balyan olduğu söylenir. Gerçekten bu mimarın eserleri listesinde Kandilli’de “Sultanlar Sarayı” olarak anılan bir yapı vardır. Ayrıca Fındıklı. Kuruçeşme sahil sarayları ile Silâhtarağa ve Validebağı köşklerinin de Âdile Sultan’a ait olduğu söylenmekte­dir. Kandilli’deki ile beş tane olan bu saray ve köşklerden hangilerinin ger­çekten Âdile Sultan’a ait olduğu ayrıca araştırılması gereken bir konudur. Fa­kat yazlan geçirdiği Kandilli sarayı ile vefat ettiği Fındıklı sahil sarayının ona ait olduğu kabul edilmektedir.

Dr. Cemil Topuzlu’nun (1866-1958) hâ­tıralarında yazdığına göre, Ahmed Rı­zâ Bey. kızlara mahsus bir yatılı okul yapılmak üzere Âdile Sultan Sarayfnı istemeyi teklif etmiş ve ertesi gün be­raberce gidip II. Abdülhamid’den ira­deyi almışlardı. Ancak bunun ne dere­ceye kadar gerçek olduğu belli değildir. Çünkü Ahmed Rızâ Bey 1908’de Meclis-i Meb’ûsan relsi olmuş, 1909’da da II. Abdülhamid tahttan indirilmiştir. Kandil­li Kız Lisesi ise 1916’da açılmıştır. İlk kurulduğunda adı Kandilli Âdile Sultan İnas Mekteb-i Sultanîsi olan bu okul, ba­zı değişikliklerden sonra 1931’de Kan­dilli Kız Lisesi adını aldı. 1966-1967’de sarayın alt tarafında yeni İki bina yapı larak 1969-1970’te idare ve dershane­ler buraya taşınmış, esas saray binası ise sadece yatakhane olarak kullanıl­mıştır. Saray son yıllarda çok bakımsız bir hale gelmiş ve ihtişamına yakışma­yacak bir biçimde kullanılır olmuştu. Ni­hayet 1986 yılı Mart ayının ilk günlerin­de gece çıkan bir yangın sonunda ta­mamen yandı. İçinde eskiden kalan ba­zı değerli eşyalarla bilhassa büyük ay­nalar da yok oldu. Bugün Âdile Sultan Sarayı’ndan sadece kagir dış duvarlar kalmıştır.

M. Celâlettin Atasoy’un yazdığına gö­re 3Z x 93 m. ebadında olan Âdile Sul­tan Sarayında elli beş oda, iki salon ve bir de büyük taşlık bulunuyordu. Sahil­den dönemeçli bir yolla yukarı çıkılarak varılan sarayın biri denize öteki ise ya­na açılan iki ana kapısı vardı. Denize ba­kan esas cephede dört mermer sütunlu sahanlığa (veranda) iki taraflı merdi­venden çıkılıyordu. Bu kapının arkasın­da mermer döşeli bir sofa bulunuyor. buradan iki taraflı bir merdiven yukarı kata çıkışı sağlıyordu. Yukarı kat Âdile Sultan’ın özel dairesi idi. Duvarlarında altın yaldızlı çerçeveli büyük aynalar bu­lunan bu dairenin sofa ve odalarının ta­vanları renkli nakışlar ve resimlerle be­zenmişti. Sarayın en ilgi çekici tarafla­rından biri de Âdile Sultan dairesinin arkasında yer alan beyzî (oval) biçimli ve on iki sütuna oturan büyük salondu. Bu kısmın da tavanı nakışlarla süslen­mişti. Bu salonun arkasındaki bir kapı­dan bahçeye bakan dairelere geçiliyor­du. Bunlar bir merdivenle alt kat sofa­sına bağlanmış olup bu sofa da yandaki dış kapıdan bahçeye açılıyordu.

Saray müştemilâtından en arkada olan hizmetkâr ve seyislerin dairesi da­ha önce ortadan kalkmış ve arazisi mülkiyetten çıkmıştı. Aşağıda Boğaz yolu üzerinde de mülkiyetten çıkmış olan bir ek bina vardır. Sarayın, Boğaziçi’ndeki yalı ve köşklerin ekserisinde olduğu gi­bi, evvelce deniz kıyısında da bir ek ya­pısı ile 9.50 x 6 m. ölçüsünde havuzu ve deniz hamamı vardı. Arkadaki büyük korudan buraya, yolun üzerini aşan ah­şap bir köprüden geçilirdi. Âdile Sultan Sarayı Boğaziçi’nin manzaraya en hâ­kim bir yerinde kurulmuş heybetli bir yapı idi. Gerek dış. gerek iç mimari ve süslemesi XIX. yüzyıla tamamen hâkim olan Batı üslûbunda yapılmıştı.

İyi ve bilgili bir restorasyonla yaşatıl­ması gereken bu tarihî eserin mahvol­ması, Boğaziçi’nin güzelliği bakımından büyük bir kayıptır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi