Abdüllatif Bağdadi kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

25

Abdüllatif Bağdadi kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1162-1231) Arap düşünür. İlk Çağ kuşkuculuğu­nu yeni bir yorumdan geçirerek İs­lam felsefesine uygulamış, İslam dü­şüncesinde eleştiri çığırını açmıştır. Bağdat’ta doğdu, orada öldü. Ailesi konusunda geniş bilgi yoktur. Gerçek adı Muvaffaküddin Ebu Muhammed b. Yusuf’tur. İslam ülkelerinde, daha çok, İbnül-Labbad diye anılır. Önce Bağdat’ta öğre­nim gördü. Çağının geleneği gereğince hadis, fıkıh, kelâm, sarf, nahiv okudu. İlk Çağ bilginlerinin bilinen yapıtlarını inceleyerek, felsefe çalışmalarına başladı. İbn Sina, Farâbi, Gazali, Sühreverdi, îbn Meymun gibi İslam filozoflarını inceledi. Suriye, Mısır, Şam, Erzincan yörelerinde uzun süren gezilere çıktı. Mısır gezisinde, başta sultan olmak üzere, devlet büyükle­rinden yakınlık gördü, konaklarında kalıp bilimsel toplantılara katıldı. Erzincan’da Alaeddin Davud Şah’ın sarayında kaldığı sürece, kendisine sağlanan olanaklardan yararlanarak gözlemlere, deneylere da­yanan araştırmalarını sürdürdü. İleride yazacağı ki­taplar için gerekli bilgileri topladı.

Abdüllâtif Bağdâdî’nin bütün çalışmaları gözlem­lerden edindiği bilgilerin sağladığı olanaklara, yönte­me dayanır. Salt deneyci, gözlemci bir düşünür olmamasına karşın benimsediği çalışma yöntemi, İslam ülkelerinde sürdürülen bilim geleneğine uymaz. Sorunların çözümünde mantık ilkelerinin egemenliği­ne karşı kuşkucu bir tutum takınmıştır. Kuşkuyu bir kısırdöngü, kavramlar arasında kurulan çelişkili bağ­lantı diye anlamamış, konunun aydınlığa kavuşması için ayrıntılara inmeye yarayan bir yöntem olarak görmüştür.

Abdüllâtif Bağdâdî’ye göre mantık kesin bilgiye ulaştıran, bütün kuşkulardan uzak, sağlıklı bir bilim yöntemi getiremez. Mantıkla ilgili bütün çalışmalar, daha önceden verilen, bilinen soyut kavramlar arasın­da kurulan bağlantıya dayanır. Bu nedenle, Aristote­les mantığının yorumlarından oluşan ve İslam düşü­nürleri arasında büyük geçerlik taşıyan düşünme yöntemi yeterli değildir. Nitekim mantığın en güveni­lir, en sağlıklı bölümleri sayılan tasım (kıyas), kanıtla­ma (burhan) yeni bir bilgi veremediği gibi gerçeğe ulaştırma konusunda da yeterli değildir. Bu nedenle İbn Sina, Gazali, Sühreverdi, İbn Meymun gibi İslam düşünürlerinin benimsedikleri Aristotelesçi düşünme yöntemi, kesin bilgi konusunda sağlıklı, verimli olamamıştır.

Tanrı, Aristotelesçi İslam bilgelerinin dayandık­ları kanıtlarla kavranamaz. Onların, bütün kanıtlama­ları, mantık ilkelerine göre sürdürülen tasarlamalara bağlıdır. Bu tasarlamalar da soyut kavramlardan oluşur; soyut kavramlar insanı gerçeğe ulaştıramaz. Gerçeğe ulaştıracak yöntemin kesin olması gerekir.

Evren gerçek bir varlıktır, onun yok olacağı mantık ilkelerine dayanılarak saptanamaz. Canlılar, bitkiler, madenler evreni oluşturan varlık türleridir. Bunların oluşumu mantığın değil doğanın yasalarına göredir. Evrenin varoluşunu da mantık kurallarına dayalı bir düşünme yöntemiyle açıklama olanağı yoktur.

Düşüncelerini, alışılagelen türde değil de, eleştiri niteliğindeki yazılarıyla ortaya koyan Abdüllâtif Bağdâdî’nin felsefe alanında yeni sayılabilecek bir görüşü yoktur. İslam ülkelerinde ona önem kazandıran olay eleştiri türünü İslam felsefesine uygulamasıdır. Eleşti­ride uyguladığı yöntem de çözümleyicidir. Ele aldığı yapıtı, konularına göre bölümlere ayırmak, bu bö­lümlerin içerdiği sorunları, ayrıntılara varan açıkla­malardan sonra eleştirmek başlıca yöntemidir.

Abdüllâtif Bağdâdî, felsefe alanında uyguladığı kuşkucu eleştiri yöntemiyle, kendinden sonra gelen­ler üzerinde, uzun süre etkili oldu. Bu etki, İslam düşüncesinde, İlk Çağ kuşkucularına karşı ilgi uyan­dırdı, onların bulunabilen yazılarının, görüşlerini içeren kaynakların tanınmasına yol açtı. Ayrıca Batılı araştırıcıların ilgisini çekti. Özellikle Mısır’da bulun­duğu yıllarda, gözlemlere, incelemelere dayanarak yazdıkları, A.İ. Silvestre de Sacy’nin 1826’da yayımla­nan Chrestomathie Arabe adlı yapıtında “Relation de L’Egypte par Abd-al-Lâtif” başlığı altında yer al­mıştır.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Anskilopedisi, 1. Cilt, Anadolu yayıncılık, 1983