Abdullah bin Hubeyk Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

43

Ebû Muhammed Abdullah b. Hubeyk b. Sabık el-Mevsılî el-Antâkî Hadis de rivayet etmiş olan ilk devir sufîlerinden. Küfe’de doğdu. Doğum ve Ölüm ta­rihleri bilinmemektedir. Devrin önemli kültür merkezlerinden biri olan Antak­ya’ya göç etti ve orada yaşadı. Dostu, hocası ve aynı zamanda hadisteki şeyh­lerinden biri olan Yûsuf b. Esbât’ın (ö. 196/811-12)yanında yetişti. Fıkıh ve ta­savvufta, müridleriyle dostluk kurduğu Süfyân-i Sevrfnin yolunu takip etti. Fu-dayl b. lyâz ve Bişr el-Hâffden nakiller yaptığına göre, bu iki sûfî ile de sohbet etmiş olmalıdır. Abdullah b. Hubeyk, sûfî kaynaklarında âlî sened’le hadis ri­vayet eden bir râvi olarak zikredilir. Ebû Nuaym Hiiye’sinde onun, rivaye­tinde tek kaldığı yedi hadisini nakleder. Hadisteki hocalarını ve talebelerini zik­retmekle yetinen hadis münekkitleri, rivayetlerinin değeri konusunda görüş belirtmezler. Yalnız İbn Ebû Hatim el-Cerh ve’t-ta cdü adlı eserinde Abdullah b. Hubeyk ile görüştüğünü, fakat ken­disinden hadis yazmadığını söyler.

Hücvîri’nin “Ümmet içinde Hz. Yahya zühdünün sahibi” diye tanıttığı Abdul­lah b. Hubeyk’in sûfî tabakat kitapla­rında nakledilen sözlerinden, onun zühd   devri  tasavvufunun  temel   kavramlarını güzel bir ifadeyle açıkladığı anlaşılır. Havf ve recâ, haramlardan sa­kınma, nefse karşı koyma, kalp temizli­ği, amel, ihlâs, İbadet zevki özellikle üze­rinde durduğu konulardır. O, tasavvuf­taki havf ve recâ kavramını şöyle ele alır: İnsan yalnız âhirette zararını göre­ceği şeyin endişesini taşımalı ve yalnız orada kendisine yarayacak şeyle sevinç duymalıdır. Bu bakımdan en faydalı korku (havf). günahlardan alıkoyan, el­den kaçana üzülmekten koruyan ve ge­riye kalan ömür üzerinde düşünmeye yönelten korkudur. En faydalı ümit de (recâ), umduğunu bulması için kişiye ameli kolaylaştıran özendirici duygu­dur. Ona göre üç türlü recâ vardır: Ya­pılan iyi bir amelin kabul edilmesini ummak, kötü bir amelden sonra tövbe ederek bağışlanmayı ummak, hem gü­nah işlemeye devam etmek, hem de bağışlanmayı ummak. Bu sonuncusu yalancı adamın sahte recâsıdır. Halbuki nefsin kötülüğünü tanıyan kimsenin korku hali, ümit haline galip olmalıdır.

Diğer ilk devir sûfîleri gibi Abdullah b. Hubeyk de amel ve ibadete büyük önem vermiş, fakat daha çok ameldeki ihlâs ve ibadetlerdeki haz üzerinde dur­muştur. Ona göre ihlâs amelden daha zordur ve bu nitelikteki amelden insan­ların çoğu âcizdir. Üstelik amel ilâhf azaba karşı bir teminat da değildir. Bundan dolayı o, ibadetlerin âhirette vereceği faydayı düşünmekten çok bu dünyada kazandıracağı taat hazzina dikkat çekmiş, kalbin ibadetten zevk almayışını o ibadetin noksanlığına ve kişinin birtakım hatalar içinde bulundu­ğuna işaret saymıştır.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi