Abdülkadir Meragi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Besteleri, Hakkında Bilgi

25

ABDÜLKADİR MERÂGÎ ( ? -1435)

AzerbaycanlI Türk musikisi bestecisi. Orta ve Yakın Doğu’nun en büyük musiki bilginlerinden biri, geleneksel Türk musikisinin ilk büyük bestecisidir.

Yaklaşık olarak 14. yy’m ortalarında Azerbaycan’ın Meraga kentinde doğdu. Musiki bilgisinden ötürü “Hoca”, Meraga kentinde doğduğu için de Merâgî diye anılır. Bazı kaynaklarda adı Ibnî Gaybî diye de geçer, ilk musiki zevkini, Kuran’ı güzel okuması için kendisine musiki öğreten babası Gıyaseddin Gaybî’den aldı. Musiki yeteneğiyle genç yaşta parlayan Abdülkadir, babasının ölümünden sonra Meraga’dan ayrılarak Tebriz’e geldi. Azerbaycan o dönemde Celayirliler’in egemenliği altındaydı. Musikiye çok meraklı olan Celayirli hükümdarlarından Sultan Hüseyin bin Şeyh Üveys (1374-1382) Tebriz’ de onu saraya çağırdı, sesini çok beğenince de ona çeşitli armağanlar verdi. Abdülkadir’in hayatı bundan sonra hep saraylarda geçti.

Tebriz Sarayı’na girdikten bir süre sonra, o dönemin tanınmış musiki bilginlerinden Rızaeddin Rıdvan Şah’ın başkanlığında yapılan 100.000 dinar ödüllü musiki yarışmasını kazanıp sarayın başokuyu-cusu oldu. Sultan Hüseyin’in ölümünden sonra yerine geçen Sultan Ahmed Celayir zamanında da saraydaki yerini korudu. 1386’da Aksak Timur’un Azerbaycan’ı alması üzerine Sultan Ahmed Bağdat’a kaçınca, Abdülkadir de onunla gitti. 1393’te Timur Bağdat’ı da alınca, besteci bu kez sultanı izlemedi. Timur Bağdat’taki bütün seçkin bilginlerle sanatçıları Semerkant’a gönderdi. Abdülkadir, Timur’un yakın çevresine girdi, onun da başokuyucusu oldu. Daha sonra Tebriz’de Timur’un üçüncü oğlu Mirza Miran-şah’m yanma gitti. Bu oğlunun beğenmediği davranışlarını yanındaki kişilerin kötü etkilerine bağlayan Timur, oğlunun çevresinde bulunan birçok bilgin ile sanatçının öldürülmesini emretti. Tehlikeyi zamanında haber alan besteci saraydan kaçarak ölümden kurtuldu. Tehlikeyi atlattığını hissedince saklanmaktan vazgeçen Abdülkadir’in o sıralarda Timur’la karşılaştığı ve çok güzel bir sesle Kuran’dan bir sûre okuyarak hükümdara kendini bağışlattığı söylenir.

Timur besteciyi yeniden hizmetine aldıktan sonra, gittiği her yere öteki bilginlerle birlikte onu da götürdü. 1398’de Hindistan seferine katılmak istemeyen Abdülkadir, Timur’dan kendisini Semerkant’a göndermesini rica etti. Timur da onu son derece övücü bir dille yazılmış bir nişanla Semerkant’a gönderdi. Timur’un 1405’te ölümünden sonra, yerine geçen Sultan Halil’in (1405-1409), ondan sonra da Timur’un dördüncü oğlu Sultan Şahruh’un (1409-1447) sarayında yaşadı. 1421’de, Sultan II. Murad için yazdığı Makasıdu’l-Elhan adlı eserini sunmak üzere o zamanki Osmanlı başkenti Bursa’ya geldiği tahmin edilmektedir; ama II. Murad dönemindeki siyasi karışıklıklar yüzünden Osmanlı sarayında ancak kısa bir süre için kalmış olabilir. Bir söylentiye göre, daha önce de Yıldırım Bayezid’in çağrısı üzerine Bursa’ya gelmiştir. 1435’te, Timuroğulları’nın yeni başkenti Herat’ta, o sırada şehri kıran veba salgınında öldü. Fatih Sultan Mehmed zamanında İstanbul’a geldiği söylentisi doğru değildir, çünkü ölüm tarihi İstanbul’ un alınışından 18 yıl öncedir.