Abdülkadir Geylani Kimdir, Hayatı, Eserleri, Dini, Tasavvufi, Düşünceleri, Hakkında Bilgi

45

ABDÜLKADİR-İ GEYLANİ

Muhyiddîn Ebû Muhammed Abdülkadir b. Ebî Salih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî (ö. 561/1165-66) Kadiriyye tarikatının kurucusu. 470’te (1077) Hazar denizinin güney­batısındaki Gîlân eyalet merkezine bağ­lı Neyf köyünde doğdu. Arapça’da “el-Cîlî,  el-Cîlânr,  Farsça”da  “Gîlî. Gîlânî”, Türkçe’de ise “Geylânî” şeklinde telaf­fuz edilen nisbesiyle şöhret buldu. Ba­bası Ebû Salih Musa’nın dindar bir kim­se olduğu bilinmekte, ancak hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Hz. Ali’ye ulaşan soy şeceresi kaynaklarda şöyle verilmektedir: Abdülkâdir-i Geylânî b. Mûsâ b. Abdullah b. Yahya b. Muham­med b. Mûsâ el-Cevn b. Abdullah el-Kâmil b. Hasan el-Müsennâ b. Hasan b. Ali. Hz. Hasan soyundan gelen şerifler İdrîsfler, Sa’dîler (Filâniyyûn) ve Kadi­riler adı verilen üç kola ayrılırlar. Baba­sının “Zengî-dost” (zenci dostu) unva­nıyla anılması ve kendisinin Bağdat’ta, a’cemî (Arap olmayan, yabancı) olarak tanınması gibi hususlar bahis konusu edilerek, Hz. Hasan’a varan soy şecere­sinin sonradan ortaya konulmuş olduğu da ileri sürülmüştür. Devrin tanınmış zâhid ve sofilerinden Ebû Abdullah es-Savma’nin kızı olan annesi Ümmü’l-Hayr Emetü’l-Cebbâr Fâtıma’nın da ka­dın velîlerden olduğu kabul edilir.

Küçük yaşta babasını kaybeden Ab­dülkadir, annesinin yanında ve dedesi SavmaFnin himayesinde büyüdü. Kendi­si on yaşında mektebe gidip gelirken melekler tarafından korunduğuna ina­nırdı. Bütün gayesi tahsiline devrin en önemli İlim ve kültür merkezi olan Bağ­dat’ta devam etmekti. On sekiz yaşına gelince annesinden izin alarak bir kafi­leye katılıp Bağdat’a gitti (1095). Orada Ebû Gâlib b. Bâkıllânî, Ca’fer es-Serrâc, Ebü Bekir Sûsen ve Ebû Tâlib b. Yûsuf gibi âlimlerden hadis: Ebû Saîd el-Mu-harrimî (Mahzûmî), Ebû Hattâb ve Kâdî Ebû Hüseyin gibi hukukçulardan fıkıh; Zekeriyyâ-yı Tebrîzî gibi dilcilerden de edebiyat okudu. Kısa zamanda usul*, fürû ve mezhepler konusunda geniş bilgi sahibi oldu. Bağdat mutasavvıflayrıla yakın dostluklar kurduğu bu yıllarda Ebül-Hayr Muhammed b. Müs­lim ed-Debbâs (ö. 525/1131) vasıtasıyla tasavvufa intisap etti. Kaynaklar tari­kat hırkasını Debbâs’tan giydiğini ve onun damadı olduğu­nu bildirirler. Hocası Ebû Saîd’in kendi­sine tahsis ettiği Bâbülerec’deki med­resede hadis, tefsir, kıraat, fıkıh ve na­hiv gibi ilimleri okuttu ve vaaz vermeye başladı. Ancak bir süre sonra bütün bunları bırakarak inzivaya çekildi. Men­kıbeye göre, yirmi beş yıl kadar süren inziva döneminin sonunda, başka bi­ri yedirmedikçe kendi eliyle hiçbir şey yememeye ahdetmiş, aradan kırk gün geçtiği ve içinden “Açım, açım” sesleri geldiği halde olağan üstü bir dayanma gücü göstererek direnmiş, nihayet bu hali Ebü Saîd el-Muharrimi’ye malum olmuş, o da bunu alıp evine götürerek eliyle doyurmuş ve daha sonra da ken­disine şeyhlik hırkasını giydirmiştir. Cüneyd-i Bağdadîye ulaşan tarikat silsile­si şöyledir: Ebû Saîd Mübarek el-Muharrimî, Ebü’l-Hasan el-Hekkârî, Ebü’l-Ferec et-Tarsûsî, Abdülvâhid et-Temîmî. Şiblî. Cüneyd-i Bağdadî. Muhteme­len inziva döneminin sonunda oğlu ile birlikte hacca gitti. Mekke’de tanıştığı birçok süfiye hırka giydirdi. Sa’dî, Gülistârlin ikinci bölümünde Abdülkâdir’i Kabe’nin örtüsüne yapışmış dua eder­ken gördüğünden bahsederse de tarih itibariyle onu görmüş olması mümkün değildir. Sühreverdî, onun dört kadınla evli olduğunu söyler. Ancak ne zaman evlendiği bilinmemektedir. Herhalde halvete çekildiği zaman evli ve çocuk sahibi idi. Bağdat’ta vefat etti.