Abdülkadir el-Bağdadi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

48

ABDÜLKÂDİR el-BAĞDÂDİ
 
Abdülkâdir b. Ömer b. Bâyezid el-Bağdâdî (ö. 1093/1682) Arap edebiyatı tarihçisi ve dil bilgini.

1030 (1621) yılında Bağdat’ta doğdu ve ilk tahsilini orada yaptı. Bu arada Farsça ve Türkçe’yi öğrendi. On sekiz on dokuz yaşlarına geldiğinde. Osmanlı-Safevî savaşlarından dolayı iç karışıklık­ların hüküm sürdüğü Bağdat’tan ayrı­larak Şam’a gitti (1639). Orada kaldığı süre içinde tanınmış âlimlerden ders aldı. Daha sonra Kahire’ye geçen Bağ­dadî, Ezher’in önde gelen âlimlerinden İstâmî ilimler, edebiyat, mantık ve fel­sefe okudu. Yâsîn el-Hımsî, Nûreddin eş-Şebrâmellisî gibi bilginler yanında en çok bağlandığı hocası, devrin tanınmış simalarından biri olan Şehâbeddin el-Hafâcî idi. Hafâcî vefat ettiğinde (1659) kitaplarının büyük bir kısmı ona kaldı. Bağdâdfnin bin kadar Arap şairinin di­vanını da ihtiva eden şahsî kütüphane­si, zamanının en zengin kütüphaneleri­nin başında gelmekteydi.

Anadolu’ya birkaç defa seyahatte bu­lundu. İlk defa Zilkade 1077’de [181] Kahire’den İstanbul’a, oradan da Edirne’ye gitti. Ancak fazla kalmadan tekrar Kahire’ye döndü. İkinci seyahati­ni, Kahire’de tanışarak yakın bir dost­luk kurduğu Kethüda İbrahim Paşa ile birlikte Şam üzerinden yaptı. Bazı eser­lerini ihtiva eden kendi el yazması bir mecmuada [182] belirttiği üzere, bu defa da Şevval 1084’te [183] Kahire’den ayrıldı ve İstanbul’a uğrayarak Edirne’ye geçti. Orada Sadrazam Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa ile tanıştı ve Şerhu Şevâhıdi Şer-hi’t-Tuhfeti’1-Verdiyye adlı eserini ona ithaf etti. Bir dostunun oğlu olan ve Edirne’de kendisini ziyaret eden Hulâ-şatü’I-eşer müellifi Muhibbînin belirtti­ğine göre. Osmanlı devlet büyüklerin­den yakın ilgi gören Bağdadî, Sultan IV. Mehmed’in de takdirini kazanmış ve Hi-zânetü’1-edeb ile İbn Hişâm’ın Şerhu Bânet Su’âd adlı eserine yaptığı haşi­yesini ona ithaf etmiştir. Bu seyahatin­de oğlu Ahmed ile birlikte IV. Mehmed’­in Lehistan seferine de katıldı. Ancak bu arada ağır bir hastalığa yakalandı ve İstanbul’a uğrayarak Konya üzerin­den Kahire’ye döndü. Daha sonra üçüncü defa Anadolu’ya yaptığı seyahatte gözünden rahat­sızlanarak İstanbul’dan deniz yoluyla Kahire’ye döndü (1680) ve iki yıl sonra orada vefat etti.

Abdülkâdir el-Bağdâdî, Fars edebiyatı alanında da söz sahibi olmakla birlikte asıl şöhretini nesir ve nazım yönleriyle ilgilendiği Arap dili ve edebiyatı üzerin­de yapmış, bu sahada otorite kabul edil­miştir. Eserleri arasında başka edip ve şairlerin kitaplarına, özellikle “Şâhid beyit”lere yazdığı şerh ve haşiyeler yekûn tutmakta, ayrıca Arapça’ya yaptığı bazı tercümeler de yer almaktadır.