Abdülhamit Sözleri, II.Abdülhamid Sözleri

  • Göreceksiniz yüzbaşım; İttihatçılar turancılık gayretiyle hem Rusya hemde İngiltere ile savaşa girse Allah(c.c.) göstermesin bu devletin parçalandığına şahit olacağız.
  • 33 sene devletim ve milletim için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim hakimim Allah bunu muakeme edecek ise resulullahtır. Bu memleketi nasıl bulduysam öyle teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Allah’ın (C.C.) takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara çarşaf örmek istediler ve muvaffak da oldular.
  • Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam,zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir! (Filistin’in kendilerine satılması karşılığında Osmanlı’nın tüm borçlarını tasfiye etmeyi taahhüt eden Yahudilerin önderi Theodore Herzl’e)
  • Defol Ey Sefil! (Yahudiler için toprak satın almak isteyen Emanuel Karasoya’ya cevabı)
  • Filistin’i satın almak isteyen yahudileri kapımdan kovduğum için Allah’a şükrediyorum.
  • Allahım; bana yapılanları helal etmiyorum! Şahsıma yapıldığı için değil, milletime yapıldığı için affetmiyorum! Milletime yapılan fenalıklardan, yarın, senin hesap gününde davacıyım. (İttihatçılar tarafından tahttan indirmesinden sonra)
  • Biz bu sahalardan çekilelim, emin olun ki buralar daimi karışık ve iğtişaş (özü kaybettirilmek istenen) sahalar haline gelecektir.
  • Beni evhamlı sanıyorlardı hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar.
  • Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. onlar birbirlerine düştü, şimdi ben tahtta değilim.
  • Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor!
  • Millet birbirini kırıp geçireceğine bırakın beni öldürsün.
  • Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.
  • Düşmanın kurtuluş reçetesi öldürmek içindir. Esaretin bir çeşidi de borçlandırmadır.
  • Bizi yükselten dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır.
  • Ha kendi evlatlarım, ha millet farkı yoktur.
  • İcabı halinde donanmayı kaybetmemek için canımı vermeye hazırım.
  • İmparatorluğun can çekiştiğini görmeye devam etmektense ölmeyi tercih ederim. (1917 sonları, Yemen, Hicaz, Irak’ın kaybı ve ardından Filistin ve Suriye’nin işgaline girişilmesi karşısında)
  • Ben Bizans İmparatoru Konstantin’den daha az haysiyetli değilim. Biraderim hazretlerine ( V. Mehmet Reşat) bağlılığımı arzediniz. İstanbul’dan çıkmam! Kendisinin de çıkmamasını atalarımızın şerefi adına istirham ederim! (Çanakkale Savaşı sırasına her ihtimale karşı saltanatı Eskişehir’e taşımaya hazırlanan ve Abdülhamit’i İstanbul’da bırakmayıp yanında götürmek isteyen V. Mehmet Reşat’a, Başmabeyinci Tevfik Paşa aracılığıyla gönderdiği cevap)