Abdülhak Hamid Tarhan kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

23

Abdülhak Hamid Tarhan kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1852-1937) Türk şair ve oyun yazarı. Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinin Batı’ya açılan yenilikçi şairlerindendir. Abdülhak Hamid Tarhan 2 Ocak 1852’de İstan­bul’da, Bebek’te doğdu. Babası dönemin tanınmış tarihçilerinden Hayrullah Efendi’ydi. Küçük yaşlarda özel öğrenim görmeye başladı, sekiz yaşındayken yeni kurulan Robert Kolej’e yazdırılıp, İngilizce öğrenme­si sağlandı. 1862’de Paris’te görev yapan ağabeysinin yanma gitti. Ecole Nationale’de yatılı olarak okudu. Dönüşünde daha on dört yaşındayken Babıâli Tercü­me Odası’nda çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra Tahran Elçiliği’ne atanan babasıyla İran’a gitti. Burada Farsça’yı ve Fars edebiyatını derinlemesine öğrenmek fırsatı buldu.

Babasının ölümü üstüne İstanbul’a dönünce Ma­liye Mühimme Kalemi, Şura-yı Devlet ve Sadaret kalemlerinde bulundu. 1871’de Fatma Hanım’la ev­lendi. 1876’da Paris elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Kimi yapıtlarının konuları Padişahın hoşuna gitme­diği için, bu görevinden alınınca, iki yıl kadar işsiz kaldı. 1883 yılında başkonsoloslukla Hindistan’da Bombay’a gönderildi. Burada sağlığı bozulan eşi, İstanbul’a dönerlerken uğradıkları Beyrut’ta öldü. Bu beklenmedik ölümün sarsıntısıyla Makber’i yazdı. 1886 yılında Londra elçiliği başkâtipliği göreviyle İngiltere’ye gitti. Yirmi yıl süren görevinde elçilik birinci müsteşarlığına kadar yükseldi.

Meşrutiyetin ilanından sonra Brüksel elçiliğine atandı. 1912 yılında emekliye ayrılıp yurda döndü­ğünde Ayan üyesi olarak görev yaptı. İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine Viyana’ya kaçtı. Burada büyük parasal sıkıntılar çekmesi üzerine Anadolu Hükümeti tarafından yurda gelmesi sağlan­dı. Cumhuriyet’ten sonra devletçe maaşa bağlandı, oturması için kendisine Maçka Palas’da bir daire verildi. 1928 yılında TBMM’ye üye seçildi. Son yıllarını İstanbul’da rahat bir ortam içinde geçiren Abdülhak Hamid, 12 Nisan 1937’de öldü.

Ailesinin ve çok küçük yaşlarda başlayan eğiti­minin sağladığı geniş bir kültür birikimine sahip olan Abdülhak Hamid, şiire başladığı 1870’li yıllarda Ebüzziya Tevfik, Recaizade Mahmud Ekrem, Sami-paşazade Sezai ve Namık Kemal’le tanışarak, Tanzi­mat döneminin yeni edebiyatçıları arasına katıldı. Yurt dışı görevlerinin ona sağladığı olanaklarla Shakespeare, Corneille, Racine gibi Batılı sanatçıları derinlemesine inceledi, etkileri altına girdi. Şiir alanın­da o güne değin süregelen Divan edebiyatı nazım biçimlerini bir kenara bırakarak, dize ve uyak düzen­lerine alabildiğine değişiklikler getirdi. Tanzimat şair­leri arasında heceye en çok önem verenlerden birisi Abdülhak Hamid’dir. Eski şiirin konu kısıtlamalarını aşarak günlük yaşamın çeşitli konularını şiire soktu, doğa ve insan ilişkileri üzerinde durdu.

Tiyatro alanında ilkin Namık Kemal’i daha sonra Batılı yazarları örnek alarak oyunlar yazdı. Bunlar çoğunlukla manzum ve konularını Asur, Yunan, Arap, Hind ve Afgan gibi eski uygarlıklardan alan oyunlardı. Yapısı oynanmaya elverişli olmayan bu oyunlar, söz konusu toplumların kahramanlarını, halk-yönetim ilişkilerini, yurt sevgisi ve savunmasını, yöneticilerin trajik çabalarını romantik bir dille akta­rıyordu. Sevdiği erkeğe kavuşmak için kocasını Hintli uşağına öldürten bir ingiliz kadınının acıklı serüveni­nin anlatıldığı yer yeren ünlü oyunu Finten, Othello ve Hamlet esintileri taşıyan düzyazı ile nazım karışığı bir oyundur.

Abdülhak Hamid, yaşadığı dönemde “Dahi-i Azam”, “Şair-i Azam” gibi nitelemelerle çok başarılı ve yeni bir şair olarak değerlendirilmişse de, bu değerlendirmeler daha sonra tartışmalara konu olmuş, sert eleştirilere yol açmıştır.

Yaşamının büyük bir bölümünü edebiyatta en hızlı atılımların meydana geldiği ülkelerde geçirmesi­ne karşın, oralardaki çağdaşı edebiyatçıların getirdiği yeniliklerle ilgilenmemesi yalnızca klasik dönem şair ve yazarlarını örnek alması eleştirilen yanlarındandır. Şiirlerinde görülen yeniliklerin yanı sıra, belirli bir dil anlayışına sahip olmaması, “esin”e aşırı bağlılığı sonucu ortaya çıkan kimi dağınık, keyfi şiirleri ağır yergilere uğramıştır. Bütün bunların ötesinde, Türk edebiyatının önemli bir dönemecinde, yaşadığı günler için yenilikler getirmiş bir sanatçı olduğunu kabul etmek gerekir.

YAPITLAR (başlıca):

Şiir:

Oyun:

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Anskilopedisi, 1. Cilt, Anadolu yayıncılık, 1983