Abdulgani Nablusi Hayatı, Çalışmaları, Eserleri (İslam Filozofları)

0
48

Abdulgani en-Nablusi (1641-1731) Şam’da doğdu. Alim, mutasavvıf, fakih, seyyah ve şairdir. Abdulgani Nablusi soyu Filistin’deki Nablus şehrine uzanır.  Bu yüzden soyadı  Nablusi (Nablus’a ait) olarak anılmıştır. Osmanlı devri mütefekkirleri üzerinde büyük etkisi olan Nablusi öte yandan “rihle”leri ile yeni bir edebi türün mucidi olmuş, İstanbul’a gelmiş, öte yanda hem Kadiri, hem Mevlevi ve hem de Nakşi tarikatının şeyhi olmuş bir zattır. Endülüs-Mağrib tasavvuf akımı ile İran-Anadolu tasavvuf akımının buluşma noktası kimliğini de taşımaktadır.Eserleri Abdülhamid’in emriyle özel olarak çoğaltılmıştır.

Şeyh Abdulgani en-Nablusi, doksan yıllık  ömründe  280 eser yazmış eşine az rastlanır üretkenlikte bir alimdir Eserleri Sünni İslam geleneği çercevesi içinde kalarak İslami ilim dallarında  eser vermediği  bir konu yok gibidir. Türkiye’de  en çok tanınan eseri Rüya Tabirleri Ansiklopedisi adı altında basılan kitabıdır. Öldüğünde 90 yaşındaydı  1731 yılında Şam ‘da toprağa verildi..

Abdulgani Nablusi

Osmanlılar devrinde yetişen, alimlerden ve evliyadan. İsmi, Abdülgani, babasının adı İsmail olup, Nablüsi diye meşhur olmuştur. 1640 (H. 1050) senesinde Şam’da doğdu. 1731 (H. 1143)de aynı yerde vefat etti ve oraya defnedildi.

Babası ona küçük yaşta Kur’an-ı kerim okumayı öğretti. On iki yaşına kadar İslam terbiyesiyle yetiştirdi. On iki yaşındayken babası vefat edince, ilim tahsiline başlayıp, zamanın en büyük alimlerinden edebiyat, fıkıh, tefsir, hadis, tasavvuf ve diğer ilimleri öğrendi. Nakşibendiyye yolunu Şeyh Sa’id Belhi’den talim eyledi. Yirmi yaşına geldiği zaman, ders okutmaya, talebe yetiştirmeye ve kitap yazmaya başladı.

Peygamber efendimizi metheden çok güzel bir şiir yazdığında, bazıları bu şiirin kendisine aid olmadığını iddia edip, inanmadılar. Bunun üzerine Peygamber efendimize bağlılığını ifade eden bir şerh (açıklama) ve ikinci bir şiir daha yazdı. Bir müddet sonra insanlardan uzak kalmak, dünyayı terk etmek için evinde inzivaya çekildi. Yedi sene sonra kapısını ilim öğrenmek isteyenlere tekrar açtı. Şöhreti çok yayıldı. Çok uzaklardan akın akın talebeler geldi. Çeşitli ilimlerde iki yüze yakın değerli kitab yazdı. 1664 senesinde İstanbul’a gelip bir müddet burada kaldı ve ders okuttu. Mısır, Bağdad ve Hicaz’a giderek ilminden istifade etmek için koşanlara dersler verdi. Tasavvufta ilerleyip, evliyalıkta yüksek derecelere erişti. Gerek zamanının meşhur evliyasını tanımak ve sohbetlerinde bulunmak, gerekse önceki evliyanın kabirlerini ve mukaddes makamları bulup ziyaret etmek için çeşitli yerlere seyahatlerde bulundu. 1688’de Bika’ya, bir sene sonra Lübnan, Kudüs ve Halilürrahman’a, 1693’te Mısır’a, 1696’da Hicaz ve 1700’de Trablus’a gitti. 1702’de yeniden Şam’a gelerek Salihiyye’ye yerleşti. Şam’daki Selimiyye Cami-i şerifinde ders okutmaya devam etti. Şam’da vefat etti.

Fıkıh, tefsir, hadis ilimlerinde emsali az bulunur alimlerden olan Abdülgani Nablüsi, güzel ahlak ve beğenilen sıfatlar ve huylar ile süslenmişti. Herkese iyilik yapmak için elinden geleni yapardı. Çok kerametleri görülmüştür.

Eserleri:

İslam aleminde çok kitab yazan alimlerdendir. Kamus-ül-A’lam ve Esma-ül-Müellifin kitaplarında 180’den fazla kitabının adı yazılıdır. Bazıları şunlardır: Hadika kitabı, büyük alim İmam-ı Birgivi’nin Tarikat-ı Muhammediyye’sinin açıklamasıdır. Ahlak, fıkıh ve tasavvuf bilgilerinden bahseder. Keşf-ün-Nur an Eshab-il-Kubur kitabında, evliyanın öldükten sonra da keramet sahibi olduklarını ve ruhlarından istifade edilebileceğini çok güzel izah etmektedir. Hülasat-üt-Tahkik kitabı; mezheblerin birleştirilemeyeceğini isbat etmektedir. İsmi geçen kitaplar, İhlas Vakfı tarafından İstanbul’da basılmıştır.

Rehber Ansiklopedisi