Abdülaziz Mecdi Efendi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

22

ABDÜLAZİZ MECDİ EFENDİ (1865-1941) Mutasavvıf, şair, siyaset adamı, Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti müsteşarı. Balıkesir’in Okçukara mahallesinde doğdu. Babası Hafız Hasan Efendimden ilk bilgileri aldıktan sonra rüşdiyeyi bi­tirdi. Bu arada Balıkesir Beled iyesi’nde başkâtip olan dayısı şair ve müderris Yahya Nefî Efendiden medreselerde okutulan İslâmî ilimleri özel olarak oku­yup icazet aldı. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra 1884’te aynı mektebe ikinci mu­allim olarak tayin edildi ve dokuz yıl bu görevde bulundu. Rüşdiye idâdîye dö­nüştürülünce açıkta kaldı. Yeni açılan Balıkesir İdâdîsi’ne tayin için İstanbul’a gidip Maarif Nezâreti’ne müracaat etti, ancak dârülmuallimîn mezunu olmadı­ğı için bu İsteği kabul edilmedi. Daha sonra Meclis-i Maârif reisi fıkıh âlimi Büyük Haydar Efendi’ye hitaben yazdı­ğı Arapça manzum bir dilekçe heyetin dikkatini çekti, bunun üzerine imtihana çağrıldı. Yapılan imtihanda başarılı oldu ve Balıkesir İdâdîsi Türkçe ve edebiyat muallimliğine tayin edildiği kendisine bildirildi, fakat Şam’a gönderildi. Altı ay sonra da Girit’te Rum mektepleriyle re­kabet için açılmış olan Mekteb-i Kebîr-i İslâm’a tayin edildi (1893). Girit’te ya­yımlanan Hakikat gazetesinde edebî makaleler yazdı ve o yıllarda Girit valisi olan Mahmud Celâleddin Paşa’nın dost­luğunu kazandı. Girit İsyanı (1897) sıra­sında İstanbul’a dönerek Tantâvîzâde Hâlid Bey adına Anadolu’da zahire tüc­carlığına başladı. 1902’de birdenbire kendisine bir cezbe ve istiğrak hali geldi ve işini bırakarak Balıkesir’e döndü. Sekiz ay kadar süren bu dönemde Kâdirî tarikatına mensup Ali Âşir adında bir zattan inâbe aldı. Bir müddet sonra tekrar ticarete başladı. 1905’te hükü­met tarafından Konya ticaret borsası komiserliğine tayin edildi. Konya’da iken tanıştığı Sivaslı Ali Kemâli Efendi ve Ayaşlı Şâkir adlı iki meczup onun üze­rinde derin tesirler bıraktılar. Şeyhi Fâ­tih türbedan Ahmed Amiş Efendi’ye in­tisabı bu yıllarda olmalıdır.

İkinci Meşrutiyetten sonra yapılan ilk seçimlerde Balıkesir’den (Karesi) millet­vekili seçildi. İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde muhalefeti temsil eden Hizb-i Cedîd grubunda yer aldı ve partinin po­litikasını şiddetle tenkit etti. İkinci se­çimlerde devre dışı bırakıldı. 1913 yılın­da Mısır’a gitti ve alt buçuk yıl orada kaldı. Mütarekede İstanbul’a döndü. 1920’deki IV. dönem mebus seçimleri­ne katılarak milletvekili seçildi. 12 Ni­san 1920’de kapatılan bu mecliste ikin­ci reis vekili olarak görev yaptı. Daha sonra Ankara’ya gitti ve Şûrâ-yı Evkaf üyeliğine getirildi. 1923-1924 yıllarında Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti müsteşarlığı yaptı. Vekâlet kaldırılıp kendisinin Diyanet İşleri başkanlığına getirilmesi söz konusu olunca İstanbul’a döndü. Cum-huriyet’ten sonra resmî ve özel hiçbir görev kabul etmeyerek Beyazıt’taki evi­ne çekildi; dinî, tasavvufî sohbetlerde bulundu. Soyadı kanundan sonra Totun soyadını aldı. 27 Ağustos 1941’de İs­tanbul’da vefat etti. Mezarı Edirnekapı Şehitliği’ndedir.