Abdülaziz kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

26

Abdülaziz kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1830-1876) Osmanlı padişahı. Saltanatı, impara­torluk içindeki ayrılıkçı hareketlerin yoğunlaştığı ve Avrupa’nın mali de­netiminin arttığı bir dönem ol­muştur. 8 Şubat 1830’da İstanbul’da doğdu. Mahmud’un oğludur.  Annesi Pertevniyal Valide Sultan’dır. Veliahtlığı döneminde sarayda özel eğitim gördü. Bu dönemde devlet işlerinden uzak tutulduğu için zama­nının büyük bölümünü av, cirit ve güreş gibi sporlarla uğraşarak geçirdi. Ağabeyi Abdülmecid’in ölümü üzerine 25 Haziran 1861’de tahta çıktı. Devletin en önemli sorunu olan mali bunalımı atlatmak için tüketimin kısılmasını öngördü. Ancak bir süre sonra harcamalar Abdülmecid dönemindekinin üç katını aştı.

Abdülaziz’in tahta çıktıktan sonra karşılaştığı diğer bir sorun da Balkanlar, Akdeniz Adaları ve Mısır’daki bağımsızlık hareketleriydi. 1862’de Kara­dağ’daki ayaklanma bastırıldı. Eflâk ve Boğdanı birleştiren Romanyalılar Prens Karol’u başa geçirmek istiyordu. Uzun görüşmeler sonunda 1866’da Os­manlılar Karol’un prens olmasını kabul etti. Öte yandan antlaşmaların verdiği haklara dayanan Sırplar bölgelerindeki Osmanlı askerlerinin çekilmesini iste­di. 1867’de bu istek doğrultusunda Osmanlı askerleri­nin bölgeden çekilmesiyle Sırbistan bağımsızlığa doğ­ru bir adım daha atmış oldu. Bu sırada Girit Yunanistan’la birleşme isteğinde bulundu. Fransa ve Rusya’nın ısrarlarına karşın bu istek kabul edilmedi. Ancak 1867de ada, iç işlerinde özerk, özel bir yönetim biçimine bağlandı.

Öte yandan Mısır Valisi İsmail Paşa’nın ayrıca­lıkları artırıldı. 1867’de hidiv sanı verildi. İsmail Paşa 1868’de, bu sanın babadan oğula geçmesi iznini aldı. Daha sonra bu ayrıcalıkların verdiği güvenle borç para ve savaş gemileri almaya başladı. Ardından, Süveyş Kanalı’nın açılışına kendi adına yabancı devlet adamlarını davet edince, Osmanlı yönetimince sert bir biçimde uyarıldı. Mısır’daki kargaşa giderildikten sonra 1868’de güneyde Mekke, Medine, Yemen ve Asir’de de Osmanlı Devleti’nin denetimi yeniden sağlandı.

Ruslar’ın desteklediği Balkanlar’daki Panislavist propaganda sonucu Bulgarlar Rum Patrikhanesi’nden ayrılarak özerk bir Bulgar Ortodoks Piskoposluğu oluşturmak istediler. Bulgarlar’ın bağımsızlığına yö­nelik bir adım olan bu istek, 1870’de Osmanlı Devleti’nce kabul edildi. Bu arada Rusya, 1856 Paris Antlaşması’nın Karadeniz’in tarafsızlığına ilişkin maddesinin kendisini bağlamadığım açıklayarak, Os­manlı Devleti için yeniden bir tehlike durumuna geldi. Balkanlar’daki bağımsızlık hareketlerine olan desteğini de artırdı. 1875’te Bosna ve Hersek’te, 1876’da ise Bulgaristan’da ayaklanmalar baş gösterdi. Bu sırada Selanik’te meydana gelen bir olayda iki yabancı elçinin ölmesi üzerine Avrupa ile ilişkiler gerginleşti.

Balkanlar’daki ayaklanmalar, Selanik Olayı ve bunların sonucu Avrupa devletlerinin Osmanlılar’ın iç işlerine müdahele etmeleri halkın ve medrese öğrencilerinin ayaklanmasına neden oldu. Bunun üzerine çeşitli düzeydeki yöneticiler bir araya gelerek Abdülaziz’i tahttan indirmeye karar verdiler. Şeyhül­islam Hayrullah Efendi’nin hazırladığı bir fetva ile Abdülaziz, devleti yönetmekte yetersiz kaldığı, devlet hazinesini kişisel zevkleri için kullandığı ve bilincinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, 30 Mayıs 1876’da tahttan indirildi. 4 Haziran 1876’da intihar etti.

Abdülmecid döneminde olduğu gibi Abdülaziz döneminde de bunalımlar dayattığında sadrazam değiştirilmesi çözümüne gidildi. Abdülaziz on beş yıl süren saltanatı sırasında on altı kez sadrazam değiştir­di. Bu sadrazamlardan en önemlileri Ali Paşa, Fuad Paşa, Mahmud Nedim Paşa ve Midhat Paşa’ydı. Bunlardan Âli ve Fuad paşalar içeride yenilikleri sürdürmekten yana, dış siyasette ise Fransa’yı destek­leyen bir tutum almışlardır.

Abdülaziz Avrupa’yı ziyaret eden ilk Osmanlı padişahı olarak 1867’de yaklaşık üç ay süren Paris, Londra ve Viyana gezisine çıkmıştır. Abdülmecid döneminde başlayan yenilik hareketinin sürdürüldü­ğü bu dönemde, 1863’te Osmanlı Bankası kurulmuş, 1864’te eski eyalet ve sancak örgütlenmesi değiştirile­rek ilk kez Tuna Vilayeti, ardından 1865’te bütün ülkeyi kapsayan 27 vilayet kurulmuştur. 1868’de eski eserlerin kontrolü ve korunmasına ilişkin Âsar-ı Atika yasası çıkarılmış; 1868’de Galatasaray Sultanisi açılmış, Emniyet Sandığı kurulmuş; 1869’da eğitim alanına yeni bir düzenleme getiren “Maarif-i Umumi­ye Nizamnamesi” yayınlanarak bu alandaki çalışma­lara hız verilmiş; 1870’te Darülfünun ve Hukuk Mektebi, 1873’tc Darüşşafaka öğrenime açılmıştır. Bu dönemde ayrıca İdare-i Aziziye adlı bir deniz yolları şirketi, Boğaziçi’nde çalışmak üzere Şirket-i Hayriye ile İstanbul Tramvay ve Tünel İşletmesi kurulmuştur.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Anskilopedisi, 1. Cilt, Anadolu yayıncılık, 1983