Abdülaziz Kimdir. Hayatı, Siyasi Mücadelesi, Öldürülmesi (Tarihi Şahsiyetler)

0
24

Abdülaziz. 32. Osmanlı padişahı, 97. İslam halifesi. 8 Şubat 1830’da İstanbul’da doğdu, 4 Haziran 1876’da öldü. Annesi Pertevniyal Valide Sultan, babası Sultan İkinci Mahmud’un ikinci oğludur .Veliahtlığı döneminde sarayda özel eğitim gördü. Bu dönemde devlet işlerinden uzak tutulduğu için zamanının büyük bölümünü av, cirit ve güreş gibi sporlarla uğraşarak geçirdi. Ağabeyi Abdülmecid’in ölümü üzerine 25 Haziran 1861’de tahta çıktı. Devletin en önemli sorunu olan mali bunalımı atlatmak için harcamaların kısılmasını öngördü. Ancak bir süre sonra harcamalar Abdülmecid dönemindekinin üç katını aştı.

Abdülaziz devrinin en mühim hadiselerinden olan Balkanlar, Akdeniz Adaları ve Mısır’daki bağımsızlık hareketleriydi. 1862’de Karadağ’daki isyan bastırıldı. Eflâk ve Boğdan’ı birleştiren Romanyalılar Prens Karol’u başa geçirmek istiyordu. Uzun görüşmeler sonunda 1866’da Osmanlılar Karol’un prens olmasını kabul etti. Öte yandan antlaşmaların verdiği haklara dayanan Sırplar bölgelerindeki Osmanlı askerlerinin çekilmesini istedi. 1867’de bu istek doğrultusunda Osmanlı askerlerinin bölgeden çekilmesiyle Sırbistan bağımsızlığa doğru bir adım daha atmış oldu. Bu sırada Girit Yunanistan’la birleşme isteğinde bulundu. Fransa ve Rusya’nın ısrarlarına karşın bu istek kabul edilmedi. Ancak 1867’de ada, iç işlerinde özerk, özel bir yönetim biçimine bağlandı.

Diğer taraftan Mısır Valisi İsmail Paşa’nın ayrıcalıkları artırıldı. 1867’de hidiv sanı verildi. İsmail Paşa 1868’de, bu sanın babadan oğula geçmesi iznini aldı. Daha sonra bu imtiyazların verdiği güvenle borç para ve savaş gemileri almaya başladı. Ardından, Süveyş Kanalı’nın açılışına kendi adına yabancı devlet adamlarını davet edince, Osmanlı idaresince sert bir biçimde uyarıldı. Mısır’daki kargaşa giderildikten sonra 1868’de güneyde Mekke, Medine, Yemen ve Asir’de de Osmanlı Devleti’nin denetimi yeniden sağlandı.

Ruslar’ın desteklediği Balkanlar’daki Panislavist propaganda sonucu Bulgarlar Rum Patrikhanesi’nden ayrılarak özerk bir Bulgar Ortodoks Piskoposluğu oluşturmak istediler. Bulgarlar’ın bağımsızlığına yönelik bir adım olan bu istek, 1870’de Osmanlı Devleti’nce kabul edildi. Bu arada Rusya, 1856 Paris Antlaşması’nın Karadeniz’in tarafsızlığına ilişkin maddesinin kendisini bağlamadığını açıklayarak, Osmanlı Devleti için yeniden bir tehlike durumuna geldi. Balkanlar’daki bağımsızlık hareketlerine olan desteğini de artırdı. 1875’te Bosna ve Hersek’te, 1876’da ise Bulgaristan’da isyanlar baş gösterdi. Bu sırada Selanik’te meydana gelen bir hadisede iki yabancı elçinin ölmesi üzerine Avrupa ile ilişkiler gerginleşti.

Balkanlar’daki ayaklanmalar, Selanik Olayı ve bunların sonucu Avrupa devletlerinin Osmanlılar’ın iç işlerine müdahele etmeleri halkın ve medrese öğrencilerinin ayaklanmasına neden oldu. Bunun üzerine çeşitli düzeydeki yöneticiler bir araya gelerek Abdülaziz’i tahttan indirmeye karar verdiler. Şeyhülislam Hayrullah Efendi’nin hazırladığı bir fetva ile Abdülaziz, devleti yönetmekte yetersiz kaldığı, devler hazinesini kişisel zevkleri için kullandığı ve bilincini’ yerinde olmadığı gerekçesiyle, 30 Mayıs 1876’da, tahttan indirildi. 4 Haziran 1876’da intihar ederek öldü(rüldü).

İntihar mı,  Cinayet mi?
Hüseyin Avni, Midhat, Mütercim Rüşdi ve Süleyman paşalar, padişahın tahttan düşürülmesi için geniş bir propagandaya giriştiler. Halkın gözünde Sultan’ı küçültmek için çeşitli iftiralar yaydılar. 30 Mayıs 1876 Cuma günü sabahı, saat 04.30’da harekete geçtiler. Taşkışla’dan gelen taburlarla, Mekteb-i Harbiyyenin 300 kadar talebesi, Dolmabahçe Sarayını çevirdi. Donanma da deniz tarafını kontrol altına aldı. Sultan Abdülaziz Han kayıkla alınıp, Topkapı Sarayına götürülerek, Sultan Üçüncü Selim Hanın şehid edildiği odaya hapsedildi. Sonra Fer’iyye Sarayına götürüldü.

4 Haziran 1876’da Avni Paşa, çoktan planlamış olduğu cinayeti saraydan elde ettiği adamlarına yaptırdı. Cezayirli Mustafa Pehlivan, Mabeyinci Fahri Bey, Yozgatlı Pehlivan Mustafa Çavuş ve Boyabatlı Hacı Mehmed Pehlivan, Sultan Abdülaziz Hanın kaldığı odaya zorla girdiler. Büyük mücadeleden sonra iki bileklerini kesip dışarı kaçtılar. Avni Paşa çığlıkları duyar duymaz, Kuzguncuk’taki yalısından Fer’iyye Sarayına geldi. Henüz ölmemiş olan Sultan Abdülaziz Han, pencereden çıkartılan adi bir perdeye sarılarak yakın bir karakola nakledildi. Ölüm raporunu imzalamak istemeyen iki doktordan birini Avni Paşa hemen Trablusgarb’a sürdü. Diğerinin de apoletlerini söktü. Üç pehlivana maaş bağlanarak gerçeği açıklamaları önlendi. Sultan Abdülaziz’in naaşını yıkayan imamlar, sonradan verdikleri ifadelerde, Sultanın iki dişinin kırık olduğunu, sakalının sol tarafının yolunduğunu, sol memesinin altında büyük bir çürüğün bulunduğunu belirtmişlerdir. Pehlivanlar da, yaptıklarını sonra itiraf etmişlerdir. İsmail Hami Danişmend 5 ciltlik İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi adlı kitabında Sultanın ölüm sebebinin intihar olmayıp, cinayet olduğunu 31 delil ile izah etmektedir. İntihar eden bir kimsenin iki bileğini küçük bir makasla kendisinin derince kesmesi adli tıbba göre mümkün değildir. Sultanın cenazesi 5 Haziran 1876 günü büyük bir merasimle kaldırıldı. Babası Sultan İkinci Mahmud Hanın Çemberlitaş’taki türbesine defnedildi.(Rehber Ansiklopedisi)

Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan, hatıratında oğlunun Feriye Sarayı’na gizlice sokulan üç pehlivan tarafından öldürüldüğünü söyler. Valide Sultan’ın söylediklerinin doğruluğuna inanan çok sayıda tarihçi de bir insanın her iki bileğini de keserek intihar etmesinin mantıken mümkün olmadığına işaret ederek bunun bir cinayet olduğu noktasında birleşirler.

Abdülmecid döneminde olduğu gibi Abdülaziz döneminde de bunalımlar dayattığında sadrazam değiştirilmesi çözümüne gidildi. Abdülaziz on beş yıl süren saltanatı sırasında on altı kez sadrazam değiştirdi. Bu sadrazamlardan en önemlileri Ali Paşa, Fuad Paşa, Mahmud Nedim Paşa ve Midhat Paşa’ydı. Bunlardan Ali ve Fuad paşalar içeride yenilikleri sürdürmekten yana, dış siyasette ise Fransa’yı destekleyen bir tutum almışlardır.

Abdülaziz Avrupa’yı ziyaret eden ilk Osmanlı padişahı olarak 1867’de yaklaşık üç ay süren bir geziye çıktı. Paris’te açılan büyük bir sergiyi görmek için imparator Napolyon’un daveti üzerine ilk olarak Fransa’ya gitti. Oradan, İngiltere, Belçika, Almanya, Avusturya, Macaristan yoluyla memlekete döndü. Bu seyahatlerinde Fransa imparatoru Üçüncü Napolyon, İngiltere Kraliçesi Victoria, Belçika Kralı İkinci Leopold, Prusya Kralı Birinci Wilhelm, Avusturya İmparatoru ve Macaristan Kralı Birinci Fransuva-Josef, Romanya Prensi Birinci Karol ile görüştü.

Fransa İmparatoriçesi, Avusturya İmparatoru, ve  İran Şahı, Abdülaziz’i İstanbul’da ziyaret etmişlerdir. 

Abdülmecid döneminde başlayan yenilik hareketinin sürdürüldüğü bu dönemde,

1863     Osmanlı Bankası açıldı
1864     Eski eyalet ve sancak örgütlenmesi değiştirilerek ilk kez Tuna Vilayeti, ardından
1865     Bütün ülkeyi kapsayan 27 vilayet kurulmuştur.
1868     Eski eserlerin kontrolü ve korunmasına ilişkin Asar-ı Atika yasası çıkarıldı, Galatasaray Sultanisi açıldı, Emniyet Sandığı kuruldu.
1869     Eğitim alanına yeni bir düzenleme getiren “Maarif-i Umumiye Nizamnamesi” yayınlanarak bu alandaki çalışmalara hız verildi.
1870     Darülfünun ve Hukuk Mektebi açıldı.
1873     Darüşşafaka Lisesi açıldı . Bu dönemde ayrıca İdare-i Aziziye adlı bir deniz yolları şirketi, Boğaziçi’nde çalışmak üzere Şirket-i Hayriye ile İstanbul Tramvay ve Galata Tüneli yapılarak Tünel İşletmesi kuruldu.

Bunların yanısıra yeni asker elbiseleri kabul edildi. İlk defa posta pulu kullanıldı. Süveyş Kanalı açıldı. Sahillere deniz fenerleri kondu. Askeri Rüştiye Mektepleri . Devlet Şurası (Danıştay) ve Adliye Teşkilatı kuruldu. Mahkeme-i Nizamiye, İcra Cemiyeti, Ceza, Cinayet ve Hukuk Mahkemelerini havi İstinaf Mahkemesi, Temyiz Mahkemesi, gümrüklerle ilgili Rüsumat Eminliği, Merkez Bidayet Mahkemeleri teşkil edildi. Maliye Nezaretinin Muhasebe Meclisi genişletilerek Divan-ı Muhasebat (Sayıştay) kuruldu. Sultani Mektepleri (Liseler) ve Sanayi Mektepleri açıldı. Tıbbıye, Mülkiye, Orman ve Maden Mektepleri kuruldu. İtfaiye Alayı teşkil edildi. Şark ve İzmir Demiryolları açıldı.

Erzurum’un müdafaası için yapılan “Aziziye” tabyaları onun zamanında bitirildi.

Sultan Abdülaziz Han, Çırağan ve Beylerbeyi sarayları ile muhtelif yerlerdeki kasrları yaptırdı.