54.TANRI TASAVVURU VE KÜLTÜREL FARKLILIKLAR

417

Psikolojik bir inşa olarak Tanrı tasavvurunun şekillenmesinde, din kadar, bireyin mensup olduğu toplumun ve kültürün de etkisi ve işlevleri gözönünde bulundurulmalıdır. Çünkü birey, hayatını sosyo-kültürel bir çevrede sürdürür. Bu çevre, bireyin tutum ve davranışlarının anlaşılıp açıklanmasına yardım eden önemli ve etkili bir bağlamdır. Bireyin kişisel Tanrı tasavvuru ne olursa olsun, bu tasavvur onun sosyo-kültürel bağlamında anlaşılmak durumun¬dadır.
Hiç şüphe yok ki, herhangi bir sosyo-kültürel ortamda kişinin Tanrı ile ilişkisini tanımlayan ve düzenleyen birincil kaynaklar kutsal kitaplar ve bu kitapları o topluma ulaştıran elçiler, bunların sözleri ve bütün yapıp- ettikleridir. Diğer kaynaklar bunların anlaşılıp açıklanmasını ve yorumunu içerir. Dolayısıyla her toplum ve her kültür, öncelikle kendi inanç gelenekleri içerisinde kaydedilmiş ve kutsanmış olan bu kaynaklardaki bilgi ve değerlerle çerçevelenmiştir. Bu açıdan bakılınca, kültürler arasında din bakımından ortaya çıkan farklılaşmanın, Tanrı tasavvurları konusunda da mevcut olacağı söylenebilir.

Vahiy kaynaklı dinlerde Tanrı, insanla ve evrenle ilişkili, bilinçli ve faal bir varlıktır. Çeşitli sıfatları ve isimleri mevcuttur. Ezeli ve ebedidir. Her şeye kadirdir. Her şeyi bilir. Evreni ve evrenin içerdiği her şeyi yaratan, her yerde hâzır ve nâzır, hayatı ihsan eden, merhametli ve bağışlayıcıdır. Aşkın ama aynı zamanda içkindir. Hesap gününde tüm insanlığın adil yargıcı, ebedi mükâfatı veya cezayı veren tek varlıktır. (Eliade, 2003). Ancak tarihsel ve kültürel planda zamanla farklı anlayış ve yorumlar ortaya çıkmıştır. Mesela Yahudilik’te Tanrı, sadece Yahudilerin Tanrısı’dır ve bir metin’e “sıkışmıştır” (Bottero, Ouaknin ve Moingt, 2003); Hıristiyanlık’ta ise genellikle diğer din ve kültürlerde olmadığı şekilde, Tanrı’nın “baba”lık sembolüne, büyük bir ayrıcalık tanınmıştır. Bu yüzden, Hıristiyan Tanrı tasavvuru, daima Hz. İsa’nın sözleri ve hayatıyla belirlenmiştir. Vergote’ya (1999) göre, baba, ilahî ve ezelî terimleri gibi soyut bir terim değildir. Ailevi ilişkilerden alınmış bir terimdir. Baba fikri, Hıristiyan kültürünün Tanrı tasavvurlarıyla ilgili bütün gidişatını belirleyen temel fikir olmuştur. İslam’da ise, bu iki anlayışın aksine, Allah bütün insanlığa hitabeder ve O’nun birliği (tevhid) ön plandadır.

Çeşitli dinlerde, Tanrı mefhumu konusunda tercih edilen yöntemler, zamanla çeşitli mezhep, ekol veya anlayışların ortaya çıkmasına yol açmış, buna bağlı olarak farklı Tanrı tasavvurları ortaya çıkmıştır. Mesela İslam düşünce ekollerinden Kelam ve Tasavvuf, aynı kaynaklara dayanmakla birlikte, yöntem
bakımından farklı tercihlerde bulunmuşlar; Kelam, “aklî istidlal, zihnî tecrîd ve mantıkî kıyas”ı kullanırken; Tasavvuf daha çok “keşf ve marifet”i tercih etmiştir.
Tanrı tasavvuru bir toplumun farklı kesimlerinde, farklı zamanlar içersinde de değişiklikler gösterebilir. Nitekim Batı’da yapılan ilk araştırmalarda Tanrı’nın babadan ziyade annenin özelliklerine benzer özellik¬ler ile nitelendirildiği bulgulanmıştır. (Nelson ve Jones, 1957). Bu araştırmadan iki yıl sonra başka bir araştırmacı (Strunk, 1959), Tanrı’nın, anneden ziyade babanın özellikleriyle nitelendirildiğini gösteren tam aksi sonuçlar elde etmiştir. Vergote ve arkadaşları (1969), Tanrı, anne ve baba tasavvurları arasındaki ilişkileri belirlemek üzere çok daha sistematik bir yak-laşımla araştırmaya girişmişler, Tanrı tasavvurunun anneye ait bazı özellikler sunsa da, araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu için, anne imajından ziyade baba imajına daha çok benzediğini bulmuşlardır.
Tanrı tasavvurlarında yaş ta önemli bir etkendir. 7-16 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin Tanrı tasavvurlarını da içeren bir araştırma sonuçlarına göre, 9-10 yaşındaki çocuklar Tanrı’yı nesnel sıfatları bağlamında tasavvur etmektedirler. 12-13 yaşlarındaki çocuklarda Tanrı’nın özellikleri iyilik ve adalet olarak düşünülmekte; Tanrı’nın hâkimiyeti, bağışlayıcılığı ve Baba oluşuna vurguda bulunulmaktadır. 15-16 yaşlarındaki çocuklarda ise, Tanrı’nın güç ve güzellik sıfatları baskın görünmektedir. Bu dönem Tanrı tasavvurlarında sevgi, dua, bağlılık, güven, diyalog, şüphe, terketme ve korku ön plana çıkmaktadır. (Deconchy 1964).
11-19 yaş aralığındaki çocuk ve gençlerle gerçekleştirilen bir başka araştırmada, iki farklı Tanrı tasavvuru ortaya çıkmıştır. İlk yaşlardakilerin tasavvuruna göre Tanrı daha dışarda ve uzak iken, son yaşlardakiler Tanrı’yı kendileriyle daha ilişkili olarak tasavvur etmişlerdir.( Babin 1964).
14-16 yaşları arasındaki Kanadalı ve Fransız öğrenciler üzerinde gerçekleştirilen bir araştırma (Godin 1975) sonucunda, Tanrı’nın üç farklı şekilde tasavvur edildiği ortaya konulmuştur. İlki otoriter; ikincisi yakınlık, ilişki ve duygu içerikli içsel; üçüncüsü ise, soyut, fikir, doktrin, düşünce ve sorun gibi içeriklerle ifade edilen dışsal bir Tanrı tasavvurudur. Belçika’da yapılan bir araştırmada 17-18 yaşları arasındaki gençlerin Tanrı tasavvurları, her yerde hâzır ve nâzır olan, dünyaya hulûl etmiş, üstün, din, ahlak, yaratıcı, anlam, yardım, sığınak, olumsuz övgü ve gerçek dışı gibi farklı nitelemeler göstermiştir (Hutsebaut ve Verhoeven, 1991). Finlandiya’daki okullarda öğrenci olan 7-20 yaş arasındaki çocuk ve gençlere yöneltilen “Benim Tanrım neye benzer?” sorusuna küçük yaşlardakiler tarafından güvenilir, bağışlayıcı ve yardımsever cevabı verilirken, yaş yükseldikçe Tanrı’nın, her yerde hâzır ve nâzır, güçlü ve yaratıcı olarak tasavvur edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca erkekler, insana benzeyen, güçlü, yaratıcı ve kutsal Tanrı tasavvurlarında; kızlar ise seven, bağışlayan ve nazik Tanrı tasavvurlarında daha fazla yoğunlaşmışlardır. (Tamminen 1991).
Yine gençlerle (13-18 yaş arası) 1975 yılında Amerika’da yapılan bir başka araştırmada, gençlerin %31’inin Tanrı’nın varlığı ile ilgili şüpheleri bulunduğu veya inanmadıkları görülmüştür. Geriye kalanların %45’i seven ve cezalandıran; %19’u seven ama cezalandırmayan; %2’si sadece cezalandıran; %3’ü ise ne seven ne de cezalandıran bir Tanrı tasavvur ettiklerini ifade etmişlerdir. Bu araştırmada ayrıca, kızların erkeklere oranla seven bir Tanrı’ya erkeklerden daha fazla inandıkları ve bu farklılığın yaşla birlikte arttığı bulunmuştur (Potvin, 1977).

Dindarlık yönelimi ile Tanrı tasavvuru arasında da bir ilişki vardır. Çoğunluğu lise öğrencilerinden oluşan bir araştırmada (Spilka ve Mullin, 1977), iç-güdümlü dindarlık ile geleneksel Hıristiyanlığın yaratıcı, merhametli, kutsayıcı, haşmetli, iyi yürekli ve hoşgörülü Tanrı tasavvuru arasında; dış-güdümlü dindarlıkla da hiddetli ve öfkeli Tanrı tasavvuru arasında bir ilişki bulunduğu görülmüştür.
Ülkemizde de Tanrı tasavvurunu konu edinen çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bunlardan birisinde 7-12 yaş arasındaki ilköğretim çağı çocuklarının Allah’ı, ilahî bir varlık, her şeyin yaratıcısı, kişisel hayatın devam ettiricisi, fiilde bulunan, kişi ve toplum hayatını düzenleyen ve iyiliği emreden, kötülüğü yasaklayan olarak tasavvur ettikleri anlaşılmaktadır. Bu sonuçlar, çocukların, “Allah’ı, O’nun temel nitelikleriyle ilişki kurarak tasavvur ettikleri”nin göstergesidir. Dolayısıyla çocukların tasavvurları Kur’an kaynaklıdır ve soyut Allah tasavvuruna yöneldiklerini göstermektedir (Yavuz, 1983).
İlköğretim çağı çocuklarının (7-15 yaş) Allah tasavvurlarının gelişimini konu edinen bir başka araştırmada da, 7-11 yaş arasındaki çocukların Allah tasavvurlarında çoğunlukla somut düşünme özelliklerinin baskın olduğu; 13-15 yaş arasındaki çocukların Allah tasavvurlarının ise, genellikle soyut düşünme özelliği gösterdiği ve antropomorfik düşünce biçiminin oldukça zayıfladığı bulgulanmıştır (Yıldız, 2007).

Okul öncesi ve ilköğretim çağı (4-10 yaş) çocuklarının Allah tasavvurlarına ilişkin bir başka araştırmada ise, çocukların 4 yaşlarında Allah’ ı çok büyük olarak algıladıkları ve zaman zaman da ifade edemedikleri bulgulanmıştır. Allah’ın 5 yaş çocukları tarafından büyük bir insan gibi, gökyüzünde oturan aksakallı bir dede gibi tasarlandığı ve ebeveyn ilişkilerine göre bazen nûranî ve güler yüzlü, bazen de öfkeli ve asık suratlı, kızgın bir varlık olarak anlaşıldığı gözlemlenmiştir. 6 yaş grubunda ise Allah’ı yine insana benzetme devam etmekle birlikte tasvirlerin saygı uyandıran bir biçime dönüştüğü; 7 yaşında kendisini ve yakınlarını yaratan olarak tanımladıkları ve daha ilişkisel ifadeler kullandıkları görülmektedir. Bu dönemde Tanrı hâlâ iyilik ve güzellik ifadeleri ile tanımlanmaktadır. 8 yaş çocuklarında Allah’ın görülemezliği tartışılır hale gelirken; 9 yaşındaki çocuklar Allah’ı maddî/somut biçimde tanımlamaktan en azından görünürde vazgeçmiş gözükmektedirler. 10 yaşında ise artık Allah’ın sıfatlarına atıflarda bulunma becerisinin geliştiği anlaşılmaktadır (Öcal, 2004).

14-18 yaş arasındaki ergenlerin Tanrı tasavvurları konusundaki bir araş¬tırmada, genel olarak ergenlerin Allah’ın “yaratıcı, bağışlayıcı ve yerin göğün sahibi oluşu” sıfatlarını en baskın vasıflar olarak öne çıkardıkları; buna karşılık “öç alıcı, istediğini yapan istemediğini yapmayan, her şeyden sorumlu” sıfatlarının ise en az tercih edilen sıfatlar olduğu bulgulanmıştır. Cinsiyet açısından bakıldığında kızların daha çok Allah’ın “yakınlığını, koruyuculuğunu, sevgisini”; buna karşılık erkeklerin “gücünü ve cezalandırıcı” özelliğini vurguladıkları görülmüştür (Kuşat, 2006).

Üniversiteli gençlerin Tanrı kavramlarının/anlayışlarının belli başlı yönelim ve özelliklerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen bir araştırmada ise, “affedici-merhametli” sıfatının gençlerin bütünü tarafından; “yaratıcı, güvenilir, güçlü, cömert, hoşgörülü, doğru sözlü, ferasetli, mütehakkim, belbağlanabilir, şefkatli ve ileriyi gören” sıfatlarının yarısından fazlası tarafından tercih edildiği bulgulanmıştır. Buna karşılık Tanrı’nın “cezalandırıcı” özellikleriyle ilgili herhangi bir sıfatının gençlerin hiçbiri
tarafından işaretlenmemiş olduğu görülmüştür. Araştırmacıya göre bu bulgular, gençlerin Tanrı hakkında konuşmaktan çekindiklerine ve genel olarak Tanrıyı “korkulası” değil “sevilesi” olarak gördüklerine işaret etmektedir (Bacanlı, 2002).
Bireylerin mensubu bulundukları dinî geleneklerdeki Tanrı tasavvurlarının şekillenmesinde etkisi bulunan sosyo-kültürel faktörler hangileridir?

Farklı kültürel çevrelerde gerçekleştirilen bu araştırmaların sonuçlarını anahatlarıyla özetlemek gerekirse, bunların öncelikle yapıldıkları kültür ortamındaki Tanrı tasavvurlarını yansıttıkları, birbirleriyle kıyaslandıklarında ise Tanrı tasavvuruna yönelik birtakım farklılaşmalar sergiledikleri görülmektedir. Özellikle Hıristiyan kültür çevrelerindeki insanbiçimli (antropomorfik) Tanrı tasavvuru, İslam kültür çevresindekine nazaran daha etkili ve daha sürekli gibi gözükmektedir. İslam kültürüne mensup çocukların ifadeleri, diğer kültür çevrelerine mensup çocukların ifadeleriyle mukayese edildiğinde, bunlardaki insanbiçimli ifadelerin daha basit ve daha az ayrıntılı oldukları anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, İslam kültürüne mensup bireylerin daha sonraki yaş dönemlerine ait Tanrı tasavvurlarının soyut anlayış doğrultusunda yön değiştirdiği ve daha tutarlı ve benzer bir yapı sergilediği; buna karşılık diğer kültür çevrelerindeki bireylerde, soyut anlayış görülmekle birlikte, benzerliklerden çok farklılıklar bulunduğu gözlenmektedir. Son olarak, Hıristiyan kültür çevrelerindeki bireylerle mukayese edildiğinde, olumsuz Tanrı tasavvurlarına, İslam kültürüyle yetişen bireylerde daha az rastlanmaktadır.