40.Dindarlığın Gelişimi

 

Din ve dindarlık olgusu, statik olmayıp dinamik bir özelliği sahiptir. İnsan yavrusu, dinî bir yatkınlığa sahip olsa da, dindar bir birey olarak dünyaya gelmemektedir. Diğer birçok özellikte olduğu gibi, dindarlık da belli bir noktadan gelişmeye başlamakta ve bu gelişim ömür boyu devam etmektedir. İnsanların yaratılıştan gelen dinî yatkınlıkları arasında önemli farklar olmasa da, sosyal faktörlerin önemli ölçüde etkilediği dinî ilgi ve ona bağlı olarak gelişmeye başlayan dindarlık süreci, kişilik gelişimi gibi her insan için farklı ve biricik bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla herhangi iki insanın kişilikleri aynı olmayacağı gibi, Allah’ı algılama ve tasavvur biçimleri, ona yakınlaşma stratejileri, dinî gelişim hızları aynı olamayacağından, dindarlık düzeylerinin de birbirine eşit olması mümkün değildir. Dinî gelişim, sürekli artarak devam eden bir süreç de değildir. Hayat boyu devam eden ve genellikle ağır bir seyir takip eden bu süreçte zaman zaman duraklamalar veya ani sıçramalar olabildiği gibi, beklenmedik gerilemeler hatta tamamen kopmalar, başka bir dine girmek veya tekrar geri dönerek eskisinden daha hızlı bir gelişim içine girmek de olağandır.
Dinî gelişimde belki en karakteristik nokta, dinin veya Tanrının insan için ifade etmiş olduğu manadır. Şurası bir gerçektir ki; aynı dinî gelenek içinde bir birey için dinin 5 yaşında ifade ettiği mana ile 50 yaşında ifade ettiği mana aynı değildir. Dini inancın herhangi bir şekilde ifade edilmesi, seslendirilmiş bir dua veya dinî bir pratik, dışarıdan bakan birisi için aynı şeymiş gibi görülebilir. Ancak, bunlar farklı yaşlarda tamamen birbirinden farklı nedenlerden dolayı icra edilmiş olabilirler. Çünkü bu görüntülere neden olan sosyal ve psikolojik faktörler, yaşla birlikte değişmektedir. İşte bu ünitede dinin birey için ifade ettiği anlamda yaşla birlikte meydana gelen değişiklikler üzerinde durulacaktır.