4.DİN PSİKOLOJİSİNİN DİĞER BİLİM DALLARIYLA İLİŞKİSİ

Din Psikolojisi alan ve sınır bakımından İnsan ve Toplum Bilimleri ile İlahiyat İlimleri ortak noktasında bulunan ve Din Bilimleri adı verilen bir grup bilim dalı arasında yer almaktadır. Bu bakımdan bütün bu bilimler grubu ile ilişkisi ve yardımlaşması söz konusudur. Şimdi ayrı ayrı bu bağlantıları gözden geçirelim.


İnsan ve Toplum Bilimleri
Din Psikolojisi her şeyden önce psikolojik bakış açısı ile araştırma yapan bir bilim dalıdır. Bu yüzden, Din Psikolojisinin genel psikoloji ile ortak olan pek çok yanı vardır. Her ikisi de aynı bilimsel ilkeler, yöntem ve tekniklerle çalışmalarını sürdürür. Din Psikolojisi genel psikolojide geçerli ve yürürlükte olan tüm kavram, yaklaşım ve yöntemlerle iş görmektedir. Bu bakımdan psikoloji ve onun tüm alt dallarının (sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi, kişilik psikolojisi, çevre psikolojisi vb.) çalışmaları ile yakından ilişkilidir. Çeşitli teorik yaklaşımları (fenomenolojik, bilişsel, psikanlitik. teoriler) ve pratik uygulamaları (rehberlik, ruhsal tedavi, dinî danışmanlık, din hizmetleri psikolojisi) paylaşırlar. Onun yanında tarih, dilbilim, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimlerin çalışmaları da dikkate alınır ve onlardan yararlanılır. Fakat konuları bakımından bunlar ayrı alanlardır. Bu yüzden Din Psikolojisi, genel psikolojinin bir alt dalı olarak değil, Din Bilimleri kategorisinde ele alınmalıdır.


İlahiyat İlimleri

Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm, Tasavvuf, Mezhepler Tarihi gibi bilim dalları dinî metinleri anlama ve açıklamaya çalışırlar. Dinî olguları, kişinin yaşadığı dinî hayatın dışa yansıyan görünüm ve şekillerini anlamlandırmak, bunlara kaynak oluşturan dinî inanç ve öğretiler hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirir. İnsanların rağbet ettiği dinî bir ritüel ve tapınma tarzının o dinin ibadet sisteminde nasıl bir yer tuttuğu bilinmeden, yalnızca dış gözleme dayalı bir tasvir ile isabetli bir yorum ve açıklama yapılamaz. Bir dinin kendine ait kutsalları, inanç ve öğretileri, mezhep ve cemaat farkları, o dinin bağlılarının davranışlarını anlamada temel referans noktalarıdır. Bu bakımdan yerine göre bütün bu ilim dallarının verdiği bilgilere başvurma zarureti vardır. Bunların yanında dinî sanat ve edebiyat, İslam Tarihi, İslam Düşünce ve Uygarlık Tarihi gibi alanlarda yapılan çalışmalar da güncel olduğu kadar tarihi bir boyutu olan dinî olguları anlama ve yorumlamada önemli bir yer tutar.


Din Bilimleri

Din Bilimleri, İlâhiyat İlimleri ile İnsan Bilimlerinin kesiştikleri bir ortak noktada yer alan bir dizi bilim dalıdır. Din Psikolojisi ile aynı sınır üzerinde yer alan ve dinî olguları tecrübî yöntemlerle inceleyen bir dizi bilim dalı olan Din Bilimleri denilen bu alanların başlıcaları şunlardır: 
Din Sosyolojisi: Din Sosyolojisi din-toplum ilişki ve etkileşimini ve bu çerçevede ortaya çıkan olgular, süreçler, kurumlar ve gruplaşmaları inceler. Din psikologları dinî olguları bireysel açıdan ele alırken, din sosyologları toplumsal açıdan ele alırlar. Aslında dinî olgular bireysel olduğu kadar toplumsal olduğu için, dinî gerçeklik bu ikisinin toplamıdır denebilir. Bu bakımdan bu iki bilim dalının çalışmaları, dinî olguların anlaşılmasında birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, zaman zaman bilgi alışverişi ile bakış açılarının genişletilmesinde önemli katkılar sağlar.


Din Fenomenolojisi: Dinî olguların temel mânasını oluşturan değişmez özü, asıl yapıyı ortaya çıkarmaya çalışan bir bilim dalıdır. Fenomenologlar, dinî olguyu geçici ve dönüşüme uğramış şekillerin ötesindeki temel karakteri anlamaya ve onu bir başka şeye indirgemeksizin kendi asıl özgünlüğü içerisinde tanımaya çalışmaktadırlar. Her nasıl kabul edilirse edilsin, din fenomenologlarının analiz ve değerlendirmelerinden din psikologları önemli ölçüde yararlanmışlardır. Fakat daha da önemlisi dinî tecrübenin, dinî gerçeklere saygı, hoşgörü ve sempati anlayışı çerçevesinde ele alınması yönündeki din fenomenologlarının vurgusu, din psikolojisi çalışmalarında da önemli yansımalara yol açmıştır.


Din Antropolojisi: Belli zaman ve mekânlarda özel bazı dinî inanç ve uygulamaların (özel bir mit, özel bir ritüel veya özel bir ritüelin ilahi, kurban, ruh gibi yönünü) tezahürlerini araştıran bir bilim dalıdır. Önceleri ilkel kabile toplumlarının dinlerini inceleyen din antropologları, günümüzde daha geniş alanlarda dinî tecrübe ve uygulamanın bilimsel incelemesini yapmaktadırlar. Farklı toplumlarda ortaya çıkan mitler, dinî semboller, dinî âyin ve törenlerin, dinî hareketlerin görünüm ve anlamları, işlev ve yapıları benzerlik ve farklılıklarıyla araştırılmaya ve ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. Din psikologları dindarlığın yerel kültür ve toplum yapılarına bağlı şekilleri kadar evrensel görünüm ve anlamlarını anlamada, din antropologlarının çalışmalarından yararlanmaktadırlar.


Din Felsefesi: Dinî inanç, tecrübe ve olguyu felsefe bakış açısıyla ele alıp değerlendiren bir disiplindir. Din filozofu dinî alanı, öncelikle bu alanda ne olup bittiğini, inanılan şeyi, inanmanın ne anlama geldiğini ve uygulamada inancın ne anlam ifade ettiğini anlamak için araştırır. Bu araştırmasında ilahiyatçıların ve inananların olduğu kadar tarihçi, psikolog, sosyolog, antropolog ve filozofların da bu konudaki verilerini göz önünde bulundurur. Din psikologları, dinî tanım ve kavramlar oluştururken, dinî olguların anlamı üzerine incelemeler yaparken din felsefecilerinin çalışmalarından yararlanırlar.


Dinler Tarihi: İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan tüm dinleri karşılaştırmalı olarak, tecrübî nesnel bilimsel yöntemle inceleyen bir disiplindir. Dinler Tarihi, teolojik ön kabullere dayanmaksızın antropolojik bir bakış açısıyla dinleri inceler. Dinler Tarihinin yöntem, kavram, teorik yapı ve modelleri genel olarak insan ve sosyal bilimlerin kazanımlarına dayalıdır. Dinî olguların bireysel ve toplumsal olduğu kadar tarihsel bir arka planı ve gerçekliği vardır. Din psikologları, bireyin hayatında gözlemlediği dinî olguların anlamını daha iyi ortaya koyabilmek için, bunların geçmişten gelen köklerini ve gelişim tarzlarını araştırma ihtiyacı duyar. İşte bu durumda dinler tarihinin verilerine başvurma ihtiyacı ortaya çıkar.

İlahiyat İlimleri ile Din Bilimleri gerek konu ve gerekse yöntem bakımından birbirlerinden ayrılırlar. İlahiyat İlimleri, dinî nasslar üzerinde çalışır ve “murad¬ı ilâhi” yi anlamaya ve yorumlamaya çalışırlar. Din Bilimleri ise, birey, toplum
ve kültür hayatında kendisini gösteren “dinî olgular”ı anlama ve açıklamaya çalışırlar. İlahiyat ilimlerinin yöntemi esas olarak nakil ve temel dinî metinlere dayalı yorumdur. Din Bilimlerinin yöntemi ise gerçek dinî olguların tecrübî ve nicel araştırılması ve bunlara dayalı nitel yorumdur.