39. MEDENİ DURUM VE DİNDARLIK- Dindarlığı Etkileyen Faktörler

Dindarlığı etkileyen demografik değişkenlerden biri de medeni durumdur. Medeni durum bekâr, evli, boşanmış ve dul şeklinde bireyin başka birisiyle olan ilişki ya da ilişkisizlik durumunu ifade eder. Medeni durum, insanın yaşadığı hayatla bağlantılarını, toplumsal hayatta üstlenmesi gereken rolleri ve başkalarına yönelik temel sorumluluklarını belirleyen en önemli olgular¬dan biridir. Araştırmaların da gösterdiği gibi bekârlık, evlilik ya da boşanmışlık ve dulluk, bireyin hayata ve olaylara bakışını, nerede ne zaman, nasıl davranabileceğini yönlendiren iç ve dış dinamikleri içerir. Bu bağlamda medeni durum ile dindarlık arasında karşılıklı bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Buna göre dindarlık evliliğe yön verirken, evlilik de dindarlığın biçimini şekillendirir.
Medeni durum ile dindarlık ilişkisini konu edinen birçok araştırma mevcuttur. Batı’da yapılan araştırmalara genel bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, bunların birbirinden farklı sonuçlar ortaya koyduğunu görebiliriz. Genel olarak evlilerin bekârlara göre daha dindar olduklarına dair bulgular yaygın olmasına karşın, birçok araştırmada evlilik ve bekârlık açısından evlilerin lehine küçük farklılıklar bulunmuştur. Yapılan bir araştırma sonucuna göre, bekâr kadınların kiliseye devamda evlilere oranla daha önde oldukları gözlemlenmiştir. Evlilerin bekârlara göre daha yaşlı olabilecekleri göz önünde tutulduğunda bu durum, çarpıcı bir sonuç olarak görünür. Zira ilerleyen yaşla birlikte dinî aktivitelerde belirgin bir artış söz konusudur. Eşini kaybetmiş dulların bekâr ve evlilere göre özellikle günlük dua ve ölüm sonrası hayata inanmada daha çok dinî davranış sergiledikleri görülmektedir. Dulların daha yüksek yaş ortalamalara sahip olmaları, bu bulgunun bir açıklaması kabul edilebilir. Ayrıca tespitlere göre dullar, maneviyata ve ölüm sonrası hayatta sevdikleriyle kavuşacaklarına inanma eğilimindedirler. Boşanmış ve ayrı yaşayanlar da evlilerden ortalama olarak daha yaşlıdırlar ve muhtemelen dullardan daha gençtirler. Ancak onlar küçük istisnaların dışında birçok dinî aktivitede, evlilerle benzer özellikler sergile-
mektedirler. Bazı kiliselerin boşanmayı kınaması ya da hoş karşılamaması, bu durumun açıklaması olabilir.

Türkiye’de gerçekleştirilen çeşitli araştırmalarda evlilerin dinî pratikleri yerine getirme açısından bekârlara göre genel anlamda daha önde olduğu ortaya çıkmıştır. Batı’da yapılan araştırmaların karmaşık sonuçlarının aksine ülkemizdeki araştırmalar, evlilik ile dindarlık arasında daha güçlü bir bağın söz konusu olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede gerçekleştirilen araştırmalarda, evli yetişkinlerin bekâr yetişkinlerden daha dindar olduğu tespit edilmiştir. (Yıldız, 1998).
Erzurum ve çevre köylerinde yapılan bir araştırmada, namazlarını düzenli kılanların oranı, evlilerde % 40; dullarda % 34,4; bekârlarda ise, % 21,3 bulunmuştur. Evlilerin, özellikle evli kadınların, dinî tutum ve davranışlar bakımından bekârlara kıyasla daha güçlü bir dindarlık eğilimi içinde oldukları anlaşılmaktadır.(Arslan, 2004; Uysal, 2006). Bunu detaylandıran bir çalışmada, evli bireyler arasında dindarların oranı % 55; din ile ilgisi olmayanların oranı ise, % 9 olarak tespit edilmiştir. Buna karşılık bekâr bireyler arasında dindarların oranı % 33; din ile ilgisi olmayanların oranı ise, %15 bulunmuştur. Görüldüğü gibi evlilerin dine ilgi oranları, bekârlara göre oldukça yüksek, dine ilgisizlik oranı ise, oldukça düşüktür. Araştırmada dikkati çeken başka bir bulgu, boşanmış bireylerin dörtte birinin (% 25) din ile ilgilenmediklerini belirtmiş olmalarıdır. (Voltan-Acar, Yıldırım ve Ergene, 1996).
Bekârlarda dine karşı ilginin az olması, yaşları itibariyle onların ergenlik karmaşası içinde bulunmalarına bağlanabilir. Zira ergenlik, bünyesinde barındırdığı biyolojik, psikolojik ve sosyo-kültürel değişmeler nedeniyle ergenin baş etmekte zorlandığı karmaşık süreçler içerir. Bu arada güç kazanan bağımsızlık duygusu nedeniyle genç, otorite olarak dine karşı başkaldırabilecek bir psikoloji geliştirebilir. Dindarlığın zayıflamasına yol açabilen dinî bunalım, dinî şüphe ve tereddütler, gençlik döneminin temel nitelikleri arasında yer almaktadır.
Yukarıda da işaret edildiği gibi gençlik dönemi, insan hayatının en kritik dönemlerinden birisi olup bu dönemde ortaya çıkan sorunlar, dinî hayat da
dahil her alanda yansıma bulabilmektedir. Bekârlığın gençlik döneminin yaygın özelliklerinden biri olduğu dikkate alındığında, evli olmayanların dine karşı ilgilerinin zayıf olmasının ardındaki neden, böylece daha anlaşılabilir olmaktadır.
Yukarda sözü geçen araştırma çerçevesinde boşanmış insanların dörtte birinin din ile ilgilenmediklerini ifade etmiş olmaları dikkat çekicidir. Boşanmışların değerler sisteminde ciddi farklılıkların olabileceği söylene¬bilir. Araştırmalara göre din ile ilgisi olmayan kişiler, daha kolay boşanmaya yönelebilmektedirler. Zira dinî inançlarının zayıflığı, ahlakî değerlerin yozlaşmasını beraberinde getirmesi nedeniyle eşler arasındaki çatışmalara kaynaklık edebilmektedir. Buna karşılık dindar evliler, aile içi sorunların ortaya çıkmaması için dinî tavsiyelerden istifade ettikleri gibi, sorunlarla baş etmede ya da onların çözümünde bir takım dinî mekanizmalar kullanabil¬mektedirler. Diğer taraftan dini inancı güçlü olan kesimlerin daha çok düşük sosyo-ekonomik seviyeye sahip olmaları, onların boşanmaya kolay kolay başvurmayabileceklerini de akla getirmektedir. 
Bekârların evlilere oranla dindarlık seviyelerinin daha düşük, dine karşı ilgisizlik oranlarının daha yüksek olmasının ardındaki nedenler üzerinde düşününüz.