3.Din Psikolojisinin Amacı ve Önemi

Din Psikolojisi, bireylerin ruhsal yaşayış ve davranışlarında ortaya çıkan dinî olguyu anlamak, tasvir etmek ve en genel kavramsal çerçevelerle ifade etmek amacıyla araştırmalarını sürdürür. Dolayısıyla din psikologlarının görevi din üzerinde, dinî metinlere dayalı bir araştırma yapmak değil, insan tecrübe ve davranışında ortaya çıkan dinî tezahürleri anlamaya çalışmaktır. Dinin insanî ve kültürel gerçeklik boyutunu açığa çıkarmaktır. Toplumsal ve kültürel bir ortamda yaşayan ve bir etkileşim içerisinde dinî değerleri kendisine mal eden dindar ( ya da din ile bir şekilde ilgili) kimselerin iç dünyasının görüntülerini anlaşılır hale getirmektir. Böylece Din Psikolojisi dini yalnızca insan hayatındaki etki ve boyutları açısından ele alır, onun bir fotoğrafını çekmeye çalışır. Sonra da bu fotoğrafın gerçek anlamını ortaya koymak için yorum ve teoriler üretmeye yönelir.
Dinin gerçek kaynağı ve özü, dinî kavram ve değerlerin nihai hakikati gibi konularda hüküm yürütmek din psikologlarının işi değildir. Din Psikolojisinin Tanrı’nın varlığının ispatı ya da inkârına yol açacak deliller üretmek gibi bir amacı yoktur. İnançlara saygı duymak, tarafsız ve gözlemci bir tutumla onları en azından yaşanan etkili bir gerçek ve olgu olarak değerlendirmek durumundadır. Aynı şekilde din psikologları herhangi bir din, mezhep, gelenek ve doktrinin diğerlerine üstünlüğünü de tartışmazlar. Asıl olan, dinî olgularla ilgili nesnel bilgilere ulaşabilmektir. Tecrübî bir bilim olarak Din Psikolojisi, dinin hakikati üzerine söz söylemez. Dinî olguları bilincin ve davranışın muhtevaları ve konuları olması bakımından analiz eder, tasvir eder ve gözlemler. Dini tutumun, dindarlık yaşantısının içindeki psikolojik faktörleri ve yapıları açığa çıkarmaya çalışır.
Din Psikolojisi din üzerine değil, dini yaşayan insanlar üzerine bir araştırma alanıdır. Dinî metinlerin değil, insanın kişilik ve karakterinin tanınmasına önemli katkıda bulunur. İnsan için dinin anlamı ve işlevlerini açığa çıkarmaya çalışır. Dolayısıyla bu alanda elde edilen bilgiler kesin ve bağlayıcı değil, gelişim ve değişime açık, aydınlatıcı ve tasvir edicidir.

İnsana yönelik bütün hizmetler, etkin bir sonuca ulaşabilmek için psikoloji ile işbirliği yapmak zorundadır. İnsanın ne olduğu, nasıl düşündüğü ve inandığı, istek ve ihtiyaçları, ilgi ve yetenekleri bilinmeden, eğitim ve rehberlik çalışmalarında istenilen sonuç alınamaz. Bu bakış açısı din alanında da geçerlidir. Dinî eğitim-öğretim, dinî irşat, dinî danışmanlık ve rehberlik, dinî iletişim çalışmaları, ancak din psikolojisinin bulgu ve tespitlerini dikkate alarak ileriye götürülebilir. Dinî bir bağlanma, dindarca bir hayat tarzı kişinin uyumuna, huzur ve mutluluğuna yardımcı olduğu kadar, tam tersine çatışma, uyumsuzluk ve ruhsal hastalık nedeni de olabilir. Dolayısıyla, olumlu değerler üreten bir dindarlığın psikolojik şartlarının bilinmesi, ruh sağlıklı dindar kişilikler yetiştirilmesi açısından büyük önem taşır. Dinin anlatım ve öğretiminde, dinin doğru ve yeterli bilgisi kadar, dinleyici kitlesinin özelliklerine dair bir bilgiye de ihtiyaç gösterir. Din Psikolojisi bütün bu konularda önemli imkânlar sunmaktadır.