21.Kurumsal/Geleneksel Dindarlık ve Bireysel Dindarlık

 

Batı Hıristiyan toplumlarında dindarlık geleneksel şekliyle kurumsal bir nitelik taşır. Bir başka deyişle, ancak belli bir kilisenin üyesi olarak, onun aracılığı ve rehberliği ile insanlar dinlerini yaşamak durumundadırlar.

Bireysel iman ancak dinî otoritenin onayı ile meşruluk kazanır. Bu durum zaman içerisinde bazı değişimlere uğramıştır. Dinî kurumların dışında, onlara bağlı olmaksızın, bireysel merkezli ve tamamen yeni bir dindarlık anlayışı gelişmeye başlamıştır. Son 40 yıldır kurumsallaşmış din, önemsiz ve değişime bir engel, aşkın’ın bireysel tecrübesini geliştirmesinden ziyade onu engelleyen bir unsur olarak nitelendirilmektedir. Aynı zaman dilimi içerisinde temel dinî kurumlar gerilemekte; bunun yanında manevi yaşam (spirtuality) etiketi altında imanın yeni şekillerinde bir artış görülmektedir. Yeni Dinler, Yeni Dini Akımlar denilen bir çerçevede tanımlanmaya çalışılan bu dindarlık biçimleri, aynı zamanda geleneksel dinî kurumlara alternatif yaklaşımlar sergilemektedir. Böylece Batı dinî kültüründe bireyselleşme geleneği bağlamında geleneksel dinî kurumlar alanının dışında yeni manevi pratikler, özerkleşmiş ve bireyselleşmiş dinî tecrübeler gelişmektedir.

Bu hareketlerin teolojik veya sosyal bir temeli olsa da dogmadan özgürleşme ve doğallaşma olduğu vurgulanmakta ve bu hareketler kültür karşıtı bir çizgi olarak tasvir edilmektedir. Pek çok insan geleneksel imanın yozlaştırıcı kabul edilen yollarında seyahat etmek yerine, kendileri için öznel anlamlara sahip çeşitli dinî ve manevi teklifleri seçip, tercih etmektedirler. Sonuçta, manevi yaşam dinden (ve dindarlıktan) ayrıldığı gibi biçimlendirici olarak dinin içinde yer alan unsurların bir kısmını da ihtiva ettiği söylenebilir.

İslam geleneğinde böyle bir dindarlık anlayışı ve benzeri bir gelişme sözkonusu değildir. Ancak, geleneksel dinî anlayış ve mezhep eksenli bir dinî bağlılıktan farklı, dindarlığın daha bireysel ve öznel biçimlerine burada da rastlamak mümkündür. İslam geleneğinde dindarlığın toplumsal olduğu kadar bireysel unsurlar da içermesi, Batı’daki gibi köklü bir ayrışmaya yol açmamıştır. Fakat bu alanda şimdilik Batı’lı din psikologlarının kavram ve teorileri geçerli olduğu için, onların tanım ve analizlerini tanımak gerekmektedir.