20.Dindarlık Yönelimleri

 

İnsanların kendilerini dine veriş derecesi, dinî hayatı yaşamadaki dikkat, ilgi, samimiyet ve yoğunluğu şu ya da bu düzeyde olabilir. Fakat bundan daha önemlisi belki de dininin gereklerini yerine getirmedeki asıl niyet ve ulaşılmak istenen amaçtır. Dinî niyetin saf ve katışıksız olması kadar, dindışı başka amaçlar elde etmeye yönelik olması da mümkündür. Genel olarak dindarlıktaki bu farklı yönelimler ilk olarak G.W. Allport tarafından iki temel tip halinde ele alınıp tanımlanmıştır. Bir bakıma dindarlık yaşantısındaki samimiyet ve içtenlik farklılığına dayalı bu yönelimler dış güdümlü (intrinsic) dindarlık ve iç güdümlü (intrinsic) dindarlık olarak adlandırılmıştır. Günümüzde din psikologlarının araştırmalarında en çok başvurdukları dindarlık ölçütleri bu tanımlamayı esas almaktadır.

Dış Güdümlü Dindarlık

Dindarlık yaşantılarında dış güdümlü bir dindarlık yönelimi taşıyan kimseler için dinî değerler, birinci derecede önem ve anlam taşıyan bir konuma sahip değildir. Daha çok, kişisel ya da grupsal istek ve amaçlara ulaşmada elverişli ve yararlı bir araç durumundadır. Böyle bir yönelime sahip kimseler, dini çeşitli bakımlardan faydalı bulabilirler. Onlar açısından din, toplumda bir makam ve mevki elde etme, başkaları nezdinde değerli ve itibarlı olma, dert ve sıkıntılar için teselli, yoksunluklar için telafi sağlama, korkuları yatıştırıp güven ve rahatlık sağlama gibi istek ve ihtiyaçlarını karşılamada elverişli bir vasıta durumundadır. Bu yüzden onlar inançlarına sıkı sıkıya sarılarak, katı ve hoşgörüsüz bir taraftarlık sergileyebilirler. Çünkü din onların insani istek ve ihtiyaçlarına hizmet etmesi ölçüsünde ve durumunda önem ve değer taşır. Dış güdümlü kişiler dini, her durumda gözetilmesi gereken aşkın ve evrensel bir değer değil, kendisinden yararlanılan bir kaynak olarak görürler. Dua ve ibadeti, Allah’a karşı sorumluluk ve tapınma görevinin bir gereği olmaktan çok, başları sıkıştığında başvurulan geçici bir ilişki olarak algılarlar. Dolayısıyla Allah’ı, kendi kişisel ya da grupsal istek ve taleplerini yerine getirmeye hazır ya da yerine getirmesi gereken bir konumda görürüler.

Dış güdümlü dindarlar kendi içlerinden gelmeksizin, benliklerinden vazgeçmeksizin Allah’a yönelirler. Kendilerini dinî değerlere değil, dinî değerleri kendilerine uyarlarlar. Din onlar için benliğin hizmetinde, benlik savunmasında kullanılan bir araçtır.

İç Güdümlü Dindarlık

Dinî değerler içlerine iyice yerleşmiş, güçlü kişilik sahibi kimseler için din, bütün benliği kuşatıcı, her konuda tek başvuru kaynağıdır. Kişiliğin merkezinde yer alan iman, bütün davranışları belirleyici bir etki ve denetim odağı olarak etkinlikte bulunur. İç güdümlü dindarlar kendilerini dine uyumlu hale getirme çabası içindedirler. Allah rızası için, kendi istek ve arzularından vazgeçerler; kendilerini dine adarlar. Bu tip dindarlar için din, benliğin hizmetinde olması sebebiyle dıştan gelen bir değer değil, daha çok kişiyi bütünüyle aşan ve ilahi iradeye uygun yönde kişiyi değişime sevk eden, benlikten daha geniş bir alana yayılan, içten doğma bir değerdir. Ne kadar güçlü olursa olsun diğer arzu ve ihtiyaçlarına, anlamı ve önemi ikinci derecede olan şeyler olarak bakarlar ve güçleri yettiği ölçüde bunları dinî inanç ve değerleriyle uyumlu hale koymağa çalışırlar. İman içlerinde
canlanmaya başladığı andan itibaren onu içlerine iyice yerleştirmeye ve tamamen onu izlemeye çaba gösterirler.

Dini yaşamadaki bu farklı eğilimleri karşılaştırmak gerekirse, şu özellikleri ayırt etmek mümkündür.

  1. Dış güdümlü olarak dine yönelmiş kimseler dini kullanırken ve dinden yararlanırken; iç güdümlüler dinlerini yaşarlar. Dış güdümlü kimseler kendileri için yaşarlar, içgüdümlü dindarlar ise ilahi gayeleri gerçekleştirmek için yaşarlar.
  2. Dış güdümlü dindarlar için dinî inanç ve değerler ancak zaman zaman başvurdukları, benliğin hizmetinde olan bir dış değerdir. İçgüdümlü dindarlar içinse, benliği bütünüyle aşan, benlik için bir standart oluşturan ve kişiyi değişime zorlayan içten doğma bir değerdir.
  3. Dış güdümlü dindarlar, bazı kişisel istek ve ihtiyaçlarını dinin dışında daha kolayca elde edebileceklerine inandıklarında, dinî ilişki ve bağların­dan kolayca vazgeçebilirler. Buna karşılık iç güdümlü dindarlar dinleri için yaşarlar, dinî inanç onların kişiliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dinî görevlerini yerine getirmede devamlılık ve tutarlılık gösterirler.
  4. Dış güdümlü dindarlar için din toplumsal makam, itibar, kimlik kazandırma, güvenlik sağlama, yoksunlukları teselli ve telafi etme, kendini haklı gösterme aracıdır. İç güdümlü dindarlar için din nihai ilgi ve amaç konusudur; hayatı ve inancı bütünleştirip, içselleştirirler.

Araştırma Olarak Din

 
 

Batson ve Ventis adlı araştırmacılar buna üçüncü bir tip dinî yönelim daha eklemiştir. Onlara göre, din ile bağı olan bazı kimseler dini ne amaç ve ne de araç olarak değil, fakat araştırma olarak algılarlar. Böylesi bir dinî yönelime sahip kimseler, hayatın ortaya koyduğu varoluşla ilgili ve nihâi hakikat konusundaki soruları korkusuzca karşılamaya büyük isteklilik duyarlar. Bununla birlikte, bunların kendisine kesin cevaplar taşıması imkânı hususunda belli bir şüphecilik eğilimi taşırlar. Araştırıcı ya da sorgulayıcı dinî yönelim, daha çok din ile zihinsel düzeyde ilgilenen bilim adamı ya da entelektüel kimseler arasında görülür.

İslam bilginleri de dindarlığın boyutları ya da türleri konusunda bazı tanımlamalar yapmışlardır. Bunlardan en dikkate değer olanı Gazzali’ninkidir. Dindarlığı gelişimsel bir düzeyde ele alan Gazzali’ye döre dinî hayat ilkel şeklinden olgun ve kâmil şekline kavuşuncaya kadar üç farklı dönemden geçer. Bir başka ifadeyle, insanların yaşadıkları dinin üç farklı yapısı vardır .Bunlar iman(taklit), fikir(ilim) ve marifet(sevk, şevk) devreleridir. Buna “dindarlığın uzunlamasına boyutları” denilebilir.