11.KLASİK SOSYOLOJİK TEORİLERDE DİN

PAYLAŞ

Dine dair klasik sosyologların görüşlerini özetleyebilmek.
Klasik sosyoloji teorisyenler için dinin yeri, işlevi ve konumu konusu çok özel bir yere sahiptir. Yukarıda dinin kökenine dair açıklamalarıyla bu düşünürlerin açık¬lamalarının sadece bir yönüne işaret etmiş olduk. Oysa bu düşünürlerin din hak¬kındaki görüşleri dinin kökenini açıklamaktan ibaret olmamıştır. Sonuçta dinin toplumsal hayatta oynadığı role dair bu düşünürlerin her biri kendine özgü teori¬leri içinde bir açıklamaya sahiptir. Klasik sosyologlardan bahsederken sosyolojinin bir disiplin olarak teşekkül ettiği anlardan itibaren, her biri kendi sosyolojik çerçe¬velerini oluşturmuş sosyologlardan bahsediyoruz. Yoksa bilmemiz gerekir ki Ay¬dınlama dönemi’nin düşünürlerinin hemen hepsinin dine dair bir bakışları vardır. Toplum filozoflarından Jean-Jacques Rousseau, John Locke ve Thomas Hobbesdan Montesquieu ve Alexis de Tacqueville’ye ve Vico, Newton, Hume, Spinoza, Leib- niz, Kant ve Hegel’e kadar bütün büyük felsefecilerin dine dair bir açıklamaları ve¬ya duruşları olmuştur. Burada dinin bütün bu felsefeciler veya tarihçiler için ne an¬lam ifade ettiğinden ziyade bir disiplin olarak din sosyolojisini şekillendiren sosyo¬logların görüşlerini baz alıyoruz. Yine de bu düşünürlerin bir kısmının dinin sos¬yolojik işlevlerinin anlaşılmasında özel olarak değerlendirilebilecek çok güçlü yak¬laşımları olduğunu hatırda tutmak gerekiyor. 
Örneğin, Tocquivelle’nin dinin Amerikan toplumu içinde bir sivil toplum ve de¬mokrasi kültürünün oluşumuna yaptığı katkılar Amerika’daki dokuz aylık doğru¬dan gözlemlerine dayalı tam bir din sosyolojisi çalışması örneğidir. Roussseau’nun Toplum Sözleşmesi’nde din ve devletin birlikteliğini ideal toplum için ideal bir du¬rum olarak önerdiği çalışması da güçlü tarihsel verilere dayalı ampirik bir boyuta sahiptir. Yukarıda değindiğimiz Hume’un dinlerin tarihini bir sarkaç modeliyle açıklayan yaklaşımları da sonuçta bir çok din üzerinde yaptığı gözlemsel inceleme¬lere dayanıyor.