11.Din, Dindarlık ve Boyutları

465
PAYLAŞ

 

Din Psikolojisi dindar ya da bir şekilde din ile ilgili kimsenin dünyasını psikolojik bakımdan bir anlama çabası olduğuna göre, önce “din” den ne anladığımızı ortaya koymak gerekir. Bu anlama çabasında ilk başlangıç noktası elbette ki ele alınan konunun etraflı bir tanımının ortaya konmasıdır. Fakat baştan beri dinin tanımı bilim adamları arasında sorunlu bir durum olarak sürüp gitmektedir. Psikolojik araştırmanın amaçları arasında katı bir din tanımına bağlı kalacak altyapı yoktur. Bu yüzden psikolojik araştırmalarda dinin belli bir tanımına bağlı kalmanın çok faydalı olamayacağını düşünen bilim adamları vardır. Çünkü şimdiye kadar üzerinde uzlaşılan bir tanım yapılamamıştır. Böyle olunca da dinin kesin bir tanımını yapmaya yönelik bir çabanın bilimsel çalışmayı ileri götürmeyeceği açıktır.

Dinin tanımlanmasındaki zorluğun iki önemli sebebi vardır. Birincisi, dinin çok yönlü, çok boyutlu bir gerçeklik olması ve basit hiçbir unsura indirgenmeye imkân vermemesidir. Dini, düşünmenin, hissetmenin, davranışın ve ilişki kurmanın bir yolu olarak düşünürsek, o insan ve toplum hayatının her boyutunda yer alır. Bu yüzden de bütün boyutlarıyla dinin tek bir tanım altında ortaya konulması oldukça güç gözükmektedir. İkincisi de, bilim adamlarının ele alışlarında din kendi kişisel anlayış ve eğilimleri doğrultusunda bir sınırlılık içerisinde görülmüş olmasıdır. Burada daha çok dinin belli bir boyutu ya da işlevinin merkeze alınması ve bütün bir dinî geçekliğin buna indirgenerek kavramlaştırılması söz konusudur.

Dinin tanımlanmasının zor olması, onun bilimsel olarak incelenemeyeceği anlamına gelmez. Sadece tecrübeye dayalı bir yolla dinî olgular hakkında elde edilen bilgilerin tek başına yeterli olmayacağı anlamına gelir. Bu yüzden din psikologları nicel ölçmeye dayalı yöntemlerin yanında nitel anlama ve yorumlama yöntemlerine de başvururlar.

Çeşitli din tanımlarında dinin bilişsel yönüne önem verenler olduğu gibi, duygusal, sosyal ya da davranışsal/uygulamalı yönünü ön plana çıkaranlar da olmuştur. Kimileri dini bireysel kimileri de daha çok toplumsal, ilişkisel yönden anlamak istemişlerdir. Ayrıca dini, onu oluşturan asıl unsurlar açısından ele alan “özsel tanımlar” yanında, birey ve toplumun hayatında yerine getirdiği işlevler açısından ele alan “işlevsel tanımlar” ortaya konulmuştur. Bir fikir edinmek bakımından özsel ve işlevsel olarak nitelendirilen din tanımlarından bazılarına göz atmakta fayda vardır: